İçeriğe atla
İbrâhîm 9Cüz 13 · Sayfa 256

İbrâhîm Sûresi 9. Âyet

ابراهيم

Sohbete sor

Elem ye/tikum nebeu-lleżîne min kablikum kavmi nûhin ve'âdin veśemûd(e)(*) velleżîne min ba'dihim(*) lâ ya'lemuhum illa(A)llâh(u)(c) câet-hum rusuluhum bilbeyyinâti feraddû eydiyehum fî efvâhihim ve kâlû innâ kefernâ bimâ ursiltum bihi ve-innâ lefî şekkin mimmâ ted'ûnenâ ileyhi murîb(un)

Sizden önceki Nuh, Ad, ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah'tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, "Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz" dediler.

İbrâhîm Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(9) (E lem ye’tikum nebeullezîne min kablikum kavmi nûhın ve âdin ve semûd, vellezîne min ba’dihim, lâ ya’lemuhum illâllah, câethum rusulühüm bil beyyinâti fe reddû eydiyehum fî efvâhihim ve kâlû innâ kefernâ bi mâ ursiltum bihî ve innâ le fî şekkin mimmâ ted’ûnenâ ileyhi murîb.)

“Sizden öncekilerin; Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Onları, Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri onlara mûcizeler getirdi de onlar ellerini ağızlarına koydular ve dediler ki: "Biz sizinle gönderileni inkâr ettik ve bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz."

“Mûsâ (a.s.) ın haberi size gelmedi mi?” diye sorulduğu gibi diğer kavimler içinde aynı soru soruluyor.

Burada üç esas kavim bildiriliyor;

Nûh kavmi; yeryüzünü suların basması sonucu o kavim helak oldu. İşte bizde de Nûh kavminde olduğu gibi isyan fazla ise bütün varlığımızı suyun istila etmesi lâzımdır. İsyanımız az ve kısmi ise bu tufân oralara gelecektir. Seyri sülûkta bir zaman gelir ki bundan kurtulmak için Nûh’un gemisine binmek gerekir. “Nûh”

kelimesi İbrâni dilinde “rahatlama, huzura kavuşma” mânâsınadır ve Nûh’un gemisine binen rahata kavuşur. Bu rahat nefsâni mânâda olan bir rahatlık değildir, Hakk’la birlikte olmanın verdiği gönül huzurudur. Aslında Nûh’un haberi hikâye olarak gelmesine rağmen hakîkâti teknik olarak insânlık âlemine yeni yeni gelmektedir. Hûd (11/41.) Âyeti kerimesinde “bismillâhi mecrâhâ ve mursâhâ” yâni “Onun (geminin) yüzmesi ve demir atması Allah’ın adıyladır” sözüyle belirtilen oluşum yâni geminin sesli komutla hareket ederek, yine sesli komutla durması olayının, günümüzde ancak son teknik ile yapılan araçlarda uygulandığını görmekteyiz.

Âd kavmi; bu kavmin yaptığı kötü işler gibi bizde de hakîkâti ilâhiyyeye uymayan ahlaklar var ise bunların da hepsinin gitmesi gerekir, eğer bunları kendi isteğimiz ile sonlandırmaz isek onların sonuna uğrayacağımız açıktır.

Semûd kavmi; Sâlîh (a.s.) ın taştan devesinin çıktığı bu kavmin haberi yine hikâye olarak gelmesine rağmen hakîkâti henüz yeryüzüne inmemiştir. Bu hâdisedeki özellik taştan devenin çıkması yâni maden, bitki, hayvan sıralamasıyla oluşan gıda zincirinde dikkât edersek bitki bölümü ortadan kalkıyor ve madenden direk hayvana yâni gıdaya geçiş yapılıyor.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)