Kâlet lehum rusuluhum in nahnu illâ beşerun miślukum velâkinna(A)llâhe yemunnu ‘alâ men yeşâu min ‘ibâdih(i)(s) vemâ kâne lenâ en ne/tiyekum bisultânin illâ bi-iżni(A)llâh(i)(c) ve'ala(A)llâhi felyetevekkeli-lmu/minûn(e)
Peygamberleri, onlara dedi ki: "Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah'ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Mü'minler ancak Allah'a tevekkül etsinler."
İbrâhîm Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(11) (Kâlet lehum rusuluhum in nahnu illâ beşerun mislukum ve lâkinnallâhe yemunnu alâ men yeşâu min ibâdihî, ve mâ kâne lenâ en ne’tiyekum bi sultânin illâ bi iznillâh, ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn.)
“Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz ancak sizin gibi bir insânız, ama Allah kullarından dilediğine nimetini lütfeder. Ve Allah'ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.” Allah (c.c.) ın izni olmaksızın bir peygamber kendisinden istenen şeyi getirmez, getirecek gücü olsa da getirmez çünkü onların kendilerine ait ispatlayacakları bir benlikleri yoktur. Yaptıkları tebliği karşısındakilerin kabul edip etmemesi karşısındakilerin problemidir.