Veberazû li(A)llâhi cemî'an fekâle-ddu'afâu lilleżîne-stekberû innâ kunnâ lekum tebe'an fehel entum muġnûne ‘annâ min ‘ażâbi(A)llâhi min şey-/(in)(c) kâlû lev hedâna(A)llâhu lehedeynâkum(s) sevâun ‘aleynâ ecezi'nâ em sabernâ mâ lenâ min mahîs(in)
İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" Onlar da, "Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur" derler.
İbrâhîm Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(21) (Ve berezû lillâhi cemîan fe kâled duâfâu lillezînestekberû innâ kunnâ lekum tebean fe hel entum mugnûne annâ min azâbillâhi min şey’in, kâlû lev hedânallâhu le hedeynâkum, sevâun aleynâ ecezi’nâ em sabernâ mâ lenâ min mahîs.)
“(Kıyamet günü) İnsânların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Ve zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: "Bizler, sizlere uymuştuk. Şimdi siz, Allah'ın azâbından en ufak bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "Allah bizi hidâyete erdirseydi, biz de size doğru yol gösterirdik. Artık şimdi bizler sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü kaçacak yerimiz yoktur." Bu Âyet çok mühim bir Âyeti kerîme olup hakîkâtinin idrâk edilmesi uzun bir süreç gerektirmektedir. Mahşer günü Âdem (a.s.) dan kıyâmet sürecine kadar olan dönemde yaşamış olan milyarca insân aynı dünyâda oldukları şekilde hangi peygamber döneminde ümmet olmuş iseler o şekilde gruplaşacaklardır. Yaşadığı dönemde ümmeti olduğu peygambere imân etmemiş olanların ise tabî olacakları bir peygamberleri olmayacaklardır.