Vemâ żâlike ‘ala(A)llâhi bi'azîz(in)
Bu, Allah'a hiç de güç gelmez.
Bu, Allah'a göre önemli bir şey değildir.
İbrahim Suresi'nin 20. ayeti, Allah'ın kudretinin sınırsızlığını ve O'nun için hiçbir şeyin zor olmadığını vurgular. Ayet, 'aziz' kelimesinin Allah'a nispetle kullanılmasıyla, O'nun mutlak gücünü ve üstünlüğünü dilbilimsel olarak pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İşaret isimleri, işaret edilen şeyin uzaklığını veya yakınlığını belirtir. 'Zâlike' uzak için kullanılır ve burada Allah'ın kudretinin büyüklüğünü ve bu kudretin muhataplar için ne kadar uzak ve erişilmez olduğunu ima eder. Ayetteki 'zâlike', Allah'ın bir şeyi yok edip yerine başkasını getirme kudretine işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İşaret isimleri, müsemmayı tayin etmek için konulmuştur. 'Zâlike' kelimesi, genellikle zihinsel olarak uzak olan veya yüceltilen bir şeye işaret etmek için kullanılır. Bu ayette, Allah'ın kudretinin büyüklüğünü ve O'nun için hiçbir şeyin imkansız olmadığını vurgulamak amacıyla kullanılmıştır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): 'Alâ' harf-i cerri, bazen bir şeyin bir başkasına ağır gelmesi, zor olması anlamında kullanılır. Bu ayette, 'aleyhi' (ona karşı) ifadesi, Allah için bir şeyin zor olmadığını, O'nun kudretine ağır gelmediğini belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): 'Alâ' harf-i cerri, istila (kaplama) ve istila mecazı olarak 'yükümlülük' veya 'zorluk' anlamında da kullanılır. Ayetteki 'alâllâhi' ifadesi, Allah için bir şeyin zorluk teşkil etmediğini, O'nun kudretinin her şeye yettiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Allah ismi, bütün kemal sıfatlarını kendinde toplayan, noksan sıfatlardan münezzeh olan, ibadete layık tek zatın özel ismidir. Bu ayette, 'Allah' ismi, O'nun mutlak kudretini ve hiçbir şeyin O'na zor gelmeyeceğini ifade etmek için kullanılmıştır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Allah' kavramı, mutlak ve aşkın bir varlık olarak tasvir edilir. O, yaratıcı, rızık verici, hüküm koyucu ve her şeye kadir olandır. Bu ayette, 'Allah' ismi, O'nun kudretinin sınırsızlığını ve O'nun için hiçbir şeyin imkansız olmadığını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): 'Azîz' kelimesi, 'galip gelen, yenilmeyen, güçlü' anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında, O'nun kudretinin mutlak olduğunu ve hiçbir şeyin O'na zor gelmeyeceğini ifade eder. Ayetteki 'bi-azîzin' ifadesi, Allah'ın kudretinin büyüklüğünü ve O'nun için hiçbir şeyin imkansız olmadığını pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Azîz, 'güçlü, şerefli, nadir bulunan' anlamlarına gelir. Allah'a nispet edildiğinde, O'nun mutlak galip, yenilmez ve kudret sahibi olduğunu ifade eder. 'Mâ zâlike alâllâhi bi-azîzin' ifadesi, Allah'ın kudretinin her şeye yettiğini ve O'nun için hiçbir şeyin zor olmadığını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): 'Azîz', 'güçlü, üstün, yenilmez' demektir. Allah'ın sıfatlarından biri olarak, O'nun kudretinin sınırsızlığını ve O'nun iradesine karşı hiçbir gücün duramayacağını belirtir. Bu ayette, Allah'ın bir şeyi yok edip yerine başkasını getirme kudretinin O'na zor gelmediği ifade edilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): 'Azîz' kelimesi, Kur'an'da Allah'ın kudretini, üstünlüğünü ve yenilmezliğini ifade eden temel kavramlardan biridir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve O'nun için hiçbir şeyin imkansız olmadığını vurgulayarak, O'nun mutlak egemenliğini ortaya koyar.
İbrâhîm Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(20) (Ve mâ zâlike alallâhi bi azîz.)
“Bu, Allah'a göre önemli bir şey değildir.”