Cehenneme yaslevnehâ(s) vebi/se-lkarâr(u)
(28-29) Allah'ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!
Onlar, cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtır.
Bu ayet, Allah'ın nimetlerine nankörlük edenlerin ve milletlerini helake sürükleyenlerin varacağı nihai kötü sonu, yani cehennemi ve onun kötü bir karar yeri oluşunu vurgulamaktadır. Ayet, cehennemin hem bir yanma yeri hem de kötü bir ikametgah olduğu fikrini dilbilimsel olarak pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, cehennem kelimesinin Arapça kökenli olmadığını, yabancı bir kelime olduğunu belirtir. Kur'an'da ise azap yurdu olarak kullanıldığını ve bu ayette de nankörlerin varacağı nihai kötü mekan olduğunu ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, cehennemin 'derin kuyu' anlamına gelen 'cehennem' kelimesinden türediğini veya yabancı bir kelime olduğunu belirtir. Ayetteki 'yaslanacakları cehennem' ifadesi, onun derin ve dibi olmayan bir azap çukuru olduğu anlamını pekiştirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da cehennemin, cennetin zıttı olarak, Allah'ın gazabının ve adaletsizliğin nihai sonucu olarak tasvir edildiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, nankörlüğün ve milletleri helake sürüklemenin kaçınılmaz bir sonucu olarak cehennemi konumlandırır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'yaslavneha' fiilinin 'yanmak, ateşe girmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, nankörlerin cehenneme girip orada azap göreceklerini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yaslavneha' fiilinin mecazi olarak 'bir şeye maruz kalmak, onunla karşılaşmak' anlamında da kullanılabileceğini ancak bu ayetteki kullanımının doğrudan 'ateşte yanmak' olduğunu vurgular. Bu, cehennemin temel işlevini açıklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'salâ' kökünün 'ateşe maruz kalmak, ateşte yanmak' anlamına geldiğini ve bu ayetteki 'yaslavneha' fiilinin de cehennem ateşinde yanma eylemini ifade ettiğini belirtir. Bu, cehennemin azap yönünü vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'bi'se' fiilinin zem (kınama) fiillerinden olduğunu ve bir şeyin kötülüğünü, çirkinliğini ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette, cehennemin ne kadar kötü bir yer olduğunu vurgulamak için kullanılmıştır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'bi'se' fiilinin 'şiddetli sıkıntı, zorluk' anlamındaki 'bu's' kökünden geldiğini ve bir şeyin kötülüğünü, çirkinliğini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, cehennemin kötü bir karar yeri oluşunu pekiştirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'karar' kelimesinin 'yerleşilen, ikamet edilen yer' anlamına geldiğini ve bu ayette cehennemin nankörler için kalıcı bir ikametgah olduğunu ifade ettiğini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'karar' kelimesinin 'istikrar bulmak, yerleşmek' kökünden geldiğini ve bu ayette cehennemin, nankörlerin ebediyen kalacakları, yerleşecekleri kötü bir mekan olduğunu vurguladığını açıklar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'karar' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'kalıcı yer, durulan mekan' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'bi'se' (ne kötü) ile birlikte kullanılması, cehennemin kalıcı ama aynı zamanda son derece kötü bir ikametgah olduğunu vurgular.
İbrâhîm Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(29) (Cehenneme, yaslevnehâ, ve bi’sel karâr.)
“Onlar, cehenneme girecekler. One kötü karargâhtır.”