İçeriğe atla
İbrâhîm 36Cüz 13 · Sayfa 260

İbrâhîm Sûresi 36. Âyet

ابراهيم

Sohbete sor

Rabbi innehunne adlelne keśîran mine-nnâs(i)(s) femen tebi'anî fe-innehu minnî(s) vemen ‘asânî fe-inneke ġafûrun rahîm(un)

"Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin."

İbrâhîm Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(36) (Rabbi innehunne adlelne kesîren minen nâsi, fe men tebianî fe innehu minnî, ve men asânî fe inneke gafûrun rahîm.)

"Rabbim! Çünkü onlar (putlar) insânlardan birçoğunun sapmasına sebep oldular. Şimdi kim bana uyarsa, o bendendir; kim bana karşı gelirse, artık sen gerçekten çok bağışlayan ve çok merhamet

edensin.” Buradaki tabî oluş zâhiri olarak İbrâhîm (a.s.) a tabî oluş değildir ancak mertebe-i İbrâhîmiyyet’in hakîkâtine tabî oluştur. Yani kim ki tevhid-i ef’âli idrâk etti ve “lâ fâile illâllah” sözünü yaşantısında gerçekleştirdi ise o mertebe-i İbrâhîmiyyettendir, diğer bir ifâde ile İbrâhîm ümmetidir. Kişi ismen ve lâfzen ümmeti Muhammed olabilir ancak aslen buraya ulaşmamış olabilir çünkü gerçek anlamda ümmeti Muhammed olabilmek için ilk önce ümmeti Âdem olmamız gereklidir. Bu mertebeden başlayan yolculukta sırasıyla bütün peygamberlerin ümmeti olduktan sonra ancak gerçek anlamda ümmeti Muhammed olabiliriz.

Târikatlarda o mertebeye seyri sülûk yapılır ancak bu seyri sülûk bittikten sonra irfaniyet yönüyle bu seyri sülûkun tekrarlanması gerekir.

İşte bu seyirde İbrâhîmiyyet mertebesine ulaşan kişi kendi beden mülkünün babası olmaktadır.