Velâ tahsebenna(A)llâhe ġâfilen ‘ammâ ya'melu-zzâlimûn(e)(c) innemâ yu-aḣḣiruhum liyevmin teşḣasu fîhi-l-ebsâr(u)
Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.
Ey Peygamber! Sakın zalimlerin yaptıklarından Allah'ın gâfil olduğunu sanma! Ancak Allah, onların cezalarını, gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler.
Bu ayet, Allah'ın zalimlerin eylemlerinden gafil olmadığını, aksine onları belirli bir güne ertelediğini vurgular. Anahtar kavramlar, Allah'ın eylemlerini, zalimlerin fiillerini ve kıyamet gününün dehşetini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hasb kökü, bir şeyi saymak, hesaplamak ve zannetmek anlamlarına gelir. Ayetteki 'tahsebenne' fiili, 'zannetme, sanma' manasında olup, Allah hakkında gaflet vehmetmenin yanlışlığını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Hasibe fiili, Kur'an'da genellikle 'zannetmek' anlamında kullanılır. Burada Allah'ın zalimlerin yaptıklarından habersiz olduğu gibi bir zanna kapılmamak gerektiği vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Gaflet, bir şeyin akıldan uzaklaşması veya unutulmasıdır. Ayette Allah'ın zalimlerin yaptıklarından gafil olmadığı, yani onların fiillerinden habersiz olmadığı ve onları ihmal etmediği belirtilir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Gaflet, bir şeyin farkında olmamak veya ondan yüz çevirmek demektir. Ayette Allah'ın bu tür bir gafletten münezzeh olduğu, zalimlerin amellerini tam olarak bildiği ifade edilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Amel, irade ve kasıtla yapılan her türlü fiildir. Ayette 'zalimlerin yaptıkları' ifadesiyle, onların kasıtlı olarak işledikleri zulüm ve kötülükler kastedilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Amel kavramı Kur'an'da genellikle insanın iradi fiillerini ifade eder ve bu fiillerin sonuçları ahirette karşılık bulur. Burada zalimlerin amelleri, Allah'ın gözünden kaçmayan ve karşılığı verilecek olan eylemlerdir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zulüm, bir şeyi ait olmadığı yere koymak, haddi aşmak ve haksızlık etmektir. Ayetteki 'zalimler', Allah'ın koyduğu sınırları aşan, başkalarına ve kendilerine haksızlık eden kimselerdir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Zulüm, Kur'an'da sadece başkalarına yapılan haksızlığı değil, aynı zamanda Allah'a karşı gelerek kişinin kendisine yaptığı haksızlığı da kapsar. Ayetteki zalimler, hem insanlara hem de Allah'a karşı haddi aşanlardır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Zulüm, karanlık anlamına da gelir. Zalimler, hakikatten uzaklaşarak karanlıkta kalan ve başkalarını da karanlığa sürükleyen kimselerdir. Allah onların bu karanlık amellerinden haberdardır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Te'hir, bir şeyi vaktinden sonraya bırakmaktır. Ayette Allah'ın zalimleri hemen cezalandırmayıp, belirli bir güne kadar ertelemesi, onlara mühlet vermesi anlamındadır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Te'hir, bir şeyin zamanını uzatmak veya sonraya bırakmaktır. Allah'ın zalimleri ertelemesi, onların cezalarını ahirete bırakması, bu dünyada hemen karşılıklarını vermemesi demektir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Şuhûs, gözlerin dehşet ve korkuyla yukarıya doğru dikilip hareket edemez hale gelmesidir. Ayette kıyamet gününün dehşetini tasvir ederken, o günün şiddetinden gözlerin donup kalacağını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şuhûs, bir şeyin yerinden kalkıp yükselmesi veya gözün bir yere dikilip kapanmamasıdır. Ayetteki 'teşhasu' fiili, kıyamet gününün şiddetinden dolayı gözlerin dehşetle açılıp yukarı dikileceğini ve kapanmayacağını anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Gözlerin şahıslaşması, yani yukarı dikilmesi, korku ve dehşetin bir göstergesidir. Bu ifade, kıyamet gününün korkunçluğunu ve insanların o gün yaşayacakları şoku mecazi bir dille anlatır.
İbrâhîm Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(42) (Ve lâ tahsebennallâhe gâfilen ammâ ya’meluz zâlimûn, innemâ yuahhıruhum li yevmin teşhasu fîhil ebsâr.)
“Ey Peygamber! Sakın zâlimlerin yaptıklarından Allah'ın gâfil olduğunu sanma! Ancak Allah, onların cezalarını, gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler.”