Liyecziya(A)llâhu kulle nefsin mâ kesebet(c) inna(A)llâhe serî'u-lhisâb(i)
Allah, herkese kazandığının karşılığını vermek için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
İbrâhîm Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(51) (Li yecziyallâhu kulle nefsin mâ kesebet, innallâhe serîul hısâb.)
“Çünkü Allah, herkesi kazandığı ile cezalandıracaktır. Gerçekten Allah, hesabı çabuk görendir.” Nefs kelimesinin kullanılması gösteriyor ki ceza ve mükafat yeri insânın nefsinde tahakkuk etmektedir.
Bedenimiz madde âlemindeki aracımız, nefsimiz esmâ âlemindeki varlığımızdır.
Nefs tadları, zorlukları, güzellikleri ayırabilen bir mertebenin ismi’dir, ki bu ayırma zâhirdeki bir ayırma anlayışıdır. Nefsin eğitildikten sonra sâfiye denilen bir
kısmı vardır ki orada irfaniyeti ile ulûhiyyet-beşeriyet ayırımını yapmaktadır.
Nefsin emmâre ve levvâme hali sürekli olarak yaşanmaktadır bunlar ancak eğitilerek kontrol altına alındığı zaman bize faydalı olmaktadır. Bu kişi ibâdet ehli ise nefsi emmâre ve levvâmenin azgınlıklarını bir miktar kısıtlıyor ve o şekilde cennete gidebiliyor.