Vekânû yenhitûne mine-lcibâli buyûten âminîn(e)
Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı.
Onlar, dağlardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı.
Bu ayet, Semud kavminin dağları oyarak evler yapma eylemini ve bu eylemin ardındaki 'güven' duygusunu tasvir etmektedir. Kelimelerin kök anlamları, bu kavmin hem fiziksel hem de psikolojik durumunu yansıtmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nahat (نحت), bir şeyi yontmak, şekil vermek, özellikle taştan bir şeyi çıkarmak veya oymak anlamına gelir. Ayetteki 'yenhitûne' ifadesi, Semud kavminin dağları oyarak kendilerine meskenler edinme becerisini ve bu eylemin zahmetli doğasını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Nahat (نحت), bir şeyi kesip yontarak şekillendirmektir. Burada dağlardan evler yontmaları, onların bu işteki maharetlerini ve güçlerini gösterir. Bu, mecazi olarak değil, doğrudan bir eylemi ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Nahat fiili, sert bir maddeyi (taş, kaya gibi) keserek, oyarak veya yontarak şekillendirme eylemini ifade eder. Ayetteki kullanımı, Semud kavminin dağlık arazideki yaşam biçimini ve bu yaşam biçiminin getirdiği zorlu inşa faaliyetlerini açıklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cebel (جبل), yeryüzünde yükselen büyük kaya kütlesidir. Ayetteki 'el-cibâl' ifadesi, Semud kavminin evlerini inşa ettikleri doğal çevreyi, yani dağlık ve kayalık bölgeleri belirtir. Bu, onların yaşam alanlarının zorlu coğrafyasını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Cebel (جبل), bilinen dağlardır. Ayetteki 'minel cibâli' ifadesi, evlerin yapımında kullanılan malzemenin ve yerleşim yerinin dağların kendisi olduğunu açıkça ortaya koyar. Bu, onların mimari yeteneklerinin bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Beyt (بيت), geceyi geçirmek, barınmak için kullanılan yerdir. Ayetteki 'buyûten' kelimesi, Semud kavminin dağları oyarak kendilerine yaptıkları meskenleri, yani evleri ifade eder. Bu evler, onların barınma ve yaşam alanlarıdır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Beyt (بيت), bir şeyin barınağı ve sığınağıdır. Ayetteki 'buyûten' ifadesi, Semud kavminin dağların içine oyarak inşa ettikleri, kendilerini güvende hissettikleri yaşam alanlarını tanımlar. Bu, onların yerleşik hayat tarzını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Emn (أمن), kalbin korkudan arınmasıdır. 'Âminîn' kelimesi, Semud kavminin dağlara oydukları evlerde kendilerini güvende hissettiklerini, dış tehditlerden veya doğal afetlerden korkmadıklarını ifade eder. Bu, onların kendilerine olan aşırı güvenlerini ve kibirlerini de ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Emn (أمن) kavramı, Kur'an'da sadece fiziksel güvenlik değil, aynı zamanda psikolojik ve ruhsal bir huzur halini de ifade eder. Ayetteki 'âminîn' ifadesi, Semud kavminin dağ evlerinde kendilerini mutlak bir emniyet içinde görmelerini, bu durumun onlara verdiği rahatlığı ve belki de bu rahatlığın getirdiği gafleti vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Emn (أمن), korkunun zıddıdır. 'Âminîn' kelimesi, Semud kavminin dağlara oydukları evlerde kendilerini her türlü tehlikeden korunmuş, güvende hissettiklerini belirtir. Bu durum, onların Allah'ın kudretini ve uyarılarını göz ardı etmelerine yol açan bir özgüvenin göstergesidir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.