İçeriğe atla
Hicr 90Cüz 14 · Sayfa 266

Hicr Sûresi 90. Âyet

الحجر

Sohbete sor

Kemâ enzelnâ ‘alâ-lmuktesimîn(e)

Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik.

Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu âyetler de Zâtî’dir.

Muktesimîn” kelimesi, "ka-se-me" kökünden gelmektedir. Bu kök, “bölmek, ayırmak, taksîm etmek” ma’nâlarını ihtivâ eder. “Muktesimîn” ise ism-i fâil olup, “bölüştürenler, ayıranlar, parçalayanlar” ma’nâsındadır.

"Ellezîne ce'alü'l-Kur'âne 'idîn" yâni “muktesimîn” diye tâbir edilenler öyle kimselerdir ki onlar Kur’ân’ı parça parça ettiler.

Kur’ân-ı Kerîm’i parçalara ayırmak zâhiren, O’nun bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmek, bazı hükümlerini kabûl edip bazılarını reddetmektir. Bu kimseler, bu yapmakta oldukları işten ötürü sorguya çekileceklerdir.

Kur’ân-ı Kerîm’i “parçalara ayıranlar” bir başka yönden, Kur’ân’ın zâhir ve bâtın, sûret ve ma’nâ, muhkem ve müteşâ-bih gibi tüm boyutlarını bir bütün olarak göremeyip, sadece bir yönüne bağlananlardır.

Ayrıca, bilindiği gibi, Kur’ân Zât’tır. Onu parçalara ayırmak, bâtınen vahdet hakîkatini idrâk edemeyip, âlemi Hakk’tan ayrı görmektir; diğer ifâdeyle, kesrete düşmektir. Her varlıkta Hakk’ın tecellîsi bulunduğundan gaflet edip Hakk ile halk’ın arasını ayırmaktır. Veya esmâ-i ilâhiyyeden bir kısmının tecellîlerine bağlanıp diğerlerini reddetmektir. " T.O.C. C."


Âyet 94

فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَاَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِك۪ينَ

Fasda’ bi mâ tu’meru ve a’rıd anil muşrikîn.

Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve müşrîklere aldırış etme.