İçeriğe atla
Hicr 89Cüz 14 · Sayfa 266

Hicr Sûresi 89. Âyet

الحجر

Sohbete sor

Vekul innî enâ-nneżîru-lmubîn(u)

De ki: "Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım."

Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Kul” “De ki” şeklindeki hitap, Zât mertebesinden Risâlet mertebesinedir. Risâlet mertebesinden, vahy-i ilâhîyi insân-lara aktarması istenmektedir.

İnni” “Muhakkak ki ben” ve “ene” “ben” ifâdelerinde geçen iki “ben”den biri Hakîkat-i Muhammedî diğeri ise Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir.

Nezîr” kelimesi, “uyarma” ma’nâsına gelen “nüzûr” kökünden türemiştir ve “uyarıcı” anlamına gelir. “Mübîn” kelimesi ise, “beyân” kökünden gelerek “açık seçik beyân eden” ve “kendisi de apaçık olan” anlamlarını taşır. Böylece, “nezîr-ul mubîn”, “apaçık bir uyarıcı” anlamına gelir. İnsânları inkâr ve isyandan sakındıran, aksi halde azâba uğrayacaklarını bildiren bir elçi demektir.

Fetih Sûresi 48/8 âyetinde, Efendimiz (s.a.v.)’in peygamberlik vazîfesinin üç yönü Zâtî bir âyetle Hakk tarafından kendisine belirtilmiştir: “İnnâ erselnâke şâhiden ve mubeşşiren ve nezîrâ” “Şüphesiz biz seni bir şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.” Bu âyette ise Efendimiz’e (s.a.v.) bu görevlerden celâl ağırlıklı olanını, “inzâr” (uyarma, îkâz etme) görevini, insânlara bildirmesi buyruluyor. Sûrenin kalan âyetlerinde, kimlerin ne şekilde uyarılacağı ve uyarıları dikkate almayanlara karşı Efendimiz’in (s.a.v.)’in tavrının nasıl olması gerektiği târîf edilmektedir. " T.O.C.C."


Âyet 90

كَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلَى الْمُقْتَسِم۪ينَۙ

Ke mâ enzelnâ alel muktesimîn.

Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik.



Âyet 91

اَلَّذ۪ينَ جَعَلُوا الْقُرْاٰنَ عِض۪ينَ

Ellezîne cealûl kur’âne ıdîn.

Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr ederek) Kur’ân’ı da parça parça edenlerdir.



Âyet 92

فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ

Fe ve rabbike le nes’elennehum ecmaîn.

Rabbine andolsun, onların hepsine mutlaka soracağız...



Âyet 93

عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Ammâ kânû ya’melûn.

... yapmakta olduklarını.