Feverabbike lenes-elennehum ecme'în(e)
(92-93) Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız.
Rabbin hakkı için biz, mutlaka onların hepsini yaptıklarından dolayı hesaba çekeceğiz.
Hicr Suresi 92. ayet, Allah'ın yeminle insanları yaptıklarından sorumlu tutacağını bildiren güçlü bir tehdit ve uyarı içermektedir. Ayet, özellikle 'sormak' ve 'hepsi' kavramları üzerinden evrensel bir hesap verme bilincini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rab' kelimesinin 'terbiye etmek, ıslah etmek, bir şeyi tedricen kemale erdirmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'Rabbin hakkı için' ifadesi, Allah'ın kulları üzerindeki mutlak tasarruf ve terbiye edicilik vasfına yemin edilerek, O'nun her şeyden haberdar olduğu ve hesap soracağı gerçeğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Rab' kelimesinin 'malik, seyyid, müdebbir, terbiye edici' gibi anlamlara geldiğini ifade eder. Ayetteki yemin, Allah'ın bu vasıflarıyla kullarını gözetlediğini ve onların amellerinden sorumlu tutacağını kesin bir dille ortaya koyar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'se'ele' fiilinin 'sorgulamak, hesaba çekmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'lenes'elennehum' ifadesi, Allah'ın kullarına dünyada yaptıkları her şeyden, özellikle de Kur'an'a karşı takındıkları tavırdan hesap soracağını kesin bir vurguyla bildirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'se'ele' fiilinin mecazi olarak 'cezalandırmak, karşılığını vermek' anlamında da kullanılabileceğini ifade eder. Ayetteki kullanım, sadece bir sorgulama değil, aynı zamanda bu sorgulamanın sonucunda bir ceza veya mükafatın olacağını da ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'su'al' (sorgu) kavramının, insanın Allah karşısındaki sorumluluğunu ve hesap verme yükümlülüğünü ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'lenes'elennehum' ifadesi, ilahi adaletin tecellisi olarak her bireyin kendi amelleriyle yüzleşeceğini ve bundan kaçışın olmadığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'cem'' kökünün 'bir araya getirmek, toplamak' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Ecme'în' kelimesi ise bu kökten türeyerek 'topluca, hepsi birden' anlamını ifade eder. Ayetteki kullanımı, Allah'ın sorgulamasının belirli bir zümreye veya kişiye özgü olmadığını, aksine tüm insanlığı kapsayan evrensel bir hesaplaşma olduğunu gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ecme'în' kelimesinin te'kid (pekiştirme) için kullanıldığını ve 'küllühum' (hepsi) anlamını güçlendirdiğini ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın sorgulamasının kapsamının ne kadar geniş olduğunu ve hiçbir kimsenin bu hesaptan müstesna tutulmayacağını kesin bir dille vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.