İçeriğe atla
Nahl 1Cüz 14 · Sayfa 267

Nahl Sûresi 1. Âyet

النحل

Sohbete sor

Etâ emru(A)llâhi felâ testa'cilûh(u)(c) subhânehu vete'âlâ ‘ammâ yuşrikûn(e)

Allah'ın emri gelecektir. Artık onun acele gelmesini istemeyin. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.

Nahl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Etâ emru(A)llâhi felâ testa’cilûh(u) subhânehu vete’âlâ ‘ammâ yuşrikûn(e)” Allah Teâlâ'nın emri geldi, artık onu acele istemeyiniz, -Hak Tealâ onların ortak koştukları şeylerden uzak ve çok yücedir.” (Sübhân)dır. (16/1)----------------

Nahl sûresi birinci âyetinde “Sübhan” kelimesi geçmektedir.

“Sübhan” “Sin: 60” “Be: 2” “Ha: 8” Elif: 1” “Nun: 50” sayılarından oluşmatadır. Sayısal toplamı;

60+2+8+1+50= 121 dir… 12+1= 13 tür.

(13) Hazret-i Muhammed (s.a.v.)’in şifre sayısıdır. Ve (ا) Elif harfi “12” batın “1” zahir noktadan oluşmaktadır. Elif harfi ahadiyyet mertebesini ifade etmektedir.

Bu sayısal bağlantılardan sonra âyet tefekkürü için Tesbih ve zikir kitabı ile yolumuza devam edelim.

Bura da “emri geldi,” den murat, tefsirlerde de ifâde edildiği gibi, kıyamet olduğu belirtilmektedir ve bu hususta birçok bilgi vardır dileyenler araştırabilirler.

Bilindiği gibi Mûseviyyet ve Îseviyyet mertebelerinin hafta günleri (altı) dır. Muhammediyyet mertebesinin ise (yedi) dir. Çünkü! Altı gün-kün veya tecellî de âlemler oluşmuş, yedinci günün sonunda bozulacaktır. Çünkü bu âlem’in aslî unsuru (kevn ve fesat) yâni “olma ve bozulma”dır. Altı gün-kün de oluşan bu âlem yedinci günde bozulacaktır. Âdem-in yeryüzünde görünmesi, kıyamet âlâmeti, Hazret-i Rasûlüllah’a risâletin gelmesi ise, kıyâmetin başlamasıdır. O günden beri kıyamet süresi, (Sûresi) okunmaya ve yaşanmaya başlamıştır şu anlar dahi bizler, kıyametin içinde yaşamaktayız işte bu yüzden âhır zaman ümmetiyiz.

“emri geldi,” Bu emir risâlet hükmünün içinde bulunan kıyametin başlangıç emridir. Ve daha o zaman gelmiştir Âyet-i Kerîme bunu açık olarak ifâde etmektedir, daha sonra oluşacak diğer büyük âlâmetler, yer sarsıntıları ise kıyametin son kapanışı olacaktır.

“onu acele istemeyiniz,” Henüz daha vaktiniz varken onu acele istemeyiniz. Diye daha o günden tavsiye de bulunulmuştur. Çünkü tanınan bu süre çok değerlidir.

“ortak koştukları şeyler” Bilindiği gibi “şey’iyyet” zuhura gelmiş olan varlıklara verilen toplu isimdir çoğulu eşyadır. Kim ki, bu eşya ismiyle zâhiren mahlûk hükmü ile bilinen bu varlık zuhurlarından her hangi birine muhabbet besler ve o muhabbeti Hakk muhabbetinin üstüne çıkmış olur ise farkında olmadan o nesne ile Hakk’a şirk koşmuş olur. Ancak bu varlıkta Hakk’ın zuhurundan başka bir şeyin olmadığını idrak etmiş bir irfan ehline göre ise şirk olmaz.

“şeylerden uzak ve çok yücedir.” (Sübhân)dır.

Kıyâmet ve şirk gibi şeyler, bu dünya âlemine göredir. Esmâ ve sıfat âlemlerinde bunlardan söz edilmez işte bu yüzden de burada Hakk Teâlâ’ya bunlardan tenzîh vardır. (Sübhâne’hû) Görüldüğü gibi Sübhân (Hû) ya bağlanmıştır. (Hû) ise “ismi â’zam” dır, ayrıca (Hû) iki türlüdür, biri gerçek mânâ da bâtın-ı ve mutlak tenzîh’te olan yönüdür diğeri ise zuhur ve tecelliye dönük yönüdür. Bu ise teşbîh tarafıdır. Her iki şekilde de “Sübhân-münezzeh” tir. (Hû) “hüvviyyet-i mutlaka-mutlak ilâh-î hüvviyyet” tir. Ve bütün bu âlemlerde ne varsa hepsini kendine ve fıtratına göre de bir hüvviyyet-i vardır hâl böyle olunca bütün varlıkta, bir hüvviyyet-i ilâh-î, birde hüvviyyet-i zuhur-î olmak üzere iki hüvviyyet-i vardır işte bu yüzden, yazıda cümle arasında geçen (h) (ُ) harfinin biri İlâh-î ve diğeri zuhûr-î olmak üzere iki gözü vardır. Allah isminin sonundaki (h) harfi ise tek gözlüdür (ه) çünkü orada daha henüz zuhur olmadığından sadece tek olan hüvviyyet-i mutlaka vardır.

(هو) (hûu) yazıda satır aralarında ve sonlarda genelde uzatma işareti olan “ve” (vav) (و) harfiyle yazılmaktadır. Bu ise iki yönlü hûu arasında geçit-berzâh’tır. Türkçe de, de (ve) bağlaç olarak kullanılmaktadır. İşte her zuhur mertebesinde, hüvviyyet-i ilâh-î, den olacak her hangi bir hüvviyyet-i zuhûr-î ye intikâl bu (vav-ve) ile meydana gelmektedir.

İşte bizlerde daha bu günden kıyamet hakikatlerini idrak eder de gereğini yerine getirirsek, ilmî mânâ da kıyam etmiş oluruz. Yâni gafletten uyanıklığa geçip yatay yaşamaktan dikey yaşamaya geçmiş kıyametimizi şimdiden koparmış oluruz. O zaman, gelecek kıyamet bizde varlığımızdan bir şey bulamayacağı için hiç tesiri olmayacaktır. Ve bu yüzden de zuhur hüvviyyetimizden İlâh-î hüvviyyetimize daha burada iken yol bulanlardan olacağımız için aynı zamanda İlâh-î hüvviyyetimizle de yaşayacağımızdan hüvviyyetimizde Allah ismindeki tek (hûu) ya dönüşecektir.[6]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)