İçeriğe atla
Nahl 102Cüz 14 · Sayfa 278

Nahl Sûresi 102. Âyet

النحل

Sohbete sor

Kul nezzelehu rûhu-lkudusi min rabbike bilhakki liyuśebbite-lleżîne âmenû vehuden vebuşrâ lilmuslimîn(e)

Ey Muhammed! De ki: "Ruhu'l-Kudüs (Cebrail), inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur'an'ı Rabbinden hak olarak indirdi."

Nahl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Kul nezzelehu rûhu-lkudusi min rabbike bilhakki liyusebbite-llezîne âmenû vehuden vebuşrâ lilmuslimîn(e)” Ey Muhammed! De ki: “Ruhu’l-Kudüs (Cebrail), inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur’an’ı Rabbinden hak olarak indirdi.” (16/102)


Kuran-ı Kerim Türkçe okunuş:

16.102 - Kul nezzelehû rûhul kudusi mir Rabb’ike bil hakkı liyusebbitellezîne âmenû ve hudev ve buşrâ lilmuslimîn.

Diyanet Meali:

16.102 - Ey Muhammed! De ki: "Ruhu'l-Kudüs (Cebrail), inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur'an'ı Rabb’inden Hak olarak indirdi."


Görüldüğü gibi “rûhul kudus” mertebesi Müslümanlara da, verilmiştir. Mealde “Kur’an” olarakta ifade edilmiştir.

Aynı ruh mertebesinin sırası ile hem İsevilere ve hemde Müslümanlara verildiği açık olarak görülmektedir. [111]

Rasûl – Elçi göndererek vâhy eder Hakk’ın kullarına bu tür “ihbarat-ı” (haberleri) umu-mi (genel) olanıdır. Cenâb-ı Hakk esma mertebesinde zuhura gelen bir melek aracılığı ile vâhylerini “esma” mertebesin-den “ef’al” şehadet mertebesinde seçtiği bir kuluna “Ne-bi-Rasül” gönderir, bu “adet-i ilâhiyye”dir.

Bütün Nebi ve Rasüller ilâhi mertebeler ilimlerini bu sistem içerisinde almışlardır.

Âdem (a.s.) ile başlayıp Hz. Rasûlullah (s.a.v.) efendi-mizle neticelenen ilmi ilâhi zahiren hep bu sistemle faaliyette olmuştur.

Bu sistem herkes için geçerli ve idrakî kolay olandır.

Esma âleminden → ef’al-şehadet âlemine olan tecel-lilerdir.

Kûr’ân-ı Keriym Nahl sûresi 16/102. âyetinde:

لَهُ رُوحُ الْقُدُسِ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّعقُلْ نَزَّ

لِلَّذِينَ آمَنُوا وَهُدًى وَبُشْرَى لِلْمُسْلِمِينَعلِيُثْبِتَ ال

kul nezzelehu rûhul kudüsi min rabbike bil hakkı liyüsebbitelleziyne amenu ve hüden ve büşra lil müslimiyne Meâlen :

(Ey Muhammed!) De ki: Rûh’ül Kudüs (Cebrâil a.s.) Rabbının katın-dan îmân edenlere sabit kılsın (pekiştirsin) diye ve müslü-manlar için hidâyet ve müjde olsun hak için onu (Kûr’ân-ı) indirmiştir Kûr’ân-ı Keriym Âl-i İmran sûresi 3/39. âyetinde:

فَنَادَتْهُ الْمَلَئِكَةُ

وَهُو قَائِمٌ يُصَلَّى فِي الْمِحْرَابِ

اللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَى مُصَدِّقًاأأَنَّ

بكلمة مِنَ الله

وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِنَ الصَّالِحِينَ

fenadethül melâiketü

ve hüve kaimun yusalli fiyl mihrabi ennellahe yübeşşirüke biyahya mûsâddıkan bikeli­metin min allahi ve seyyiden ve hasu­ren ve nebiyyen minessalihiyne Meâlen :

mihrapta o (Zekeriyya a.s.) namaz kılmakta iken melekler ona seslendiler kesin Allah sana, Allah’tan (Allah’ın emriyle vücûd bulan) kelime ile (“kelimeyi” İsa”yı) tasdik eden, seyyid (e-fendi), hasur (nefsine hâkim, iffetli), salihlerden (iyilerden) nebi (peygamber) olarak Yahya’yı müjdeler.

Daha fazla zaman almamak için burada da bu kadar izahla yetinmek istiyoruz.

Düşünen kimseler için küçük ifadelerde büyük izahlar bulunmaktadır.[112]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)