Ev ye/ḣużehum ‘alâ teḣavvufin fe-inne rabbekum leraûfun rahîm(un)
Yahut da, onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
Yahut ta kendilerini azar azar yakalayıp helak etmesinden emin mi oldular? Şüphesiz Rabbiniz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Nahl Suresi 47. ayet, Allah'ın azabının beklenmedik bir şekilde veya korku anında gelebileceğini vurgularken, aynı zamanda O'nun sonsuz şefkat ve merhametini de hatırlatmaktadır. Ayet, 'tahavvuf' kelimesiyle bir belirsizlik ve endişe halini, 'raûf' ve 'rahîm' kelimeleriyle ise Allah'ın kullarına yönelik lütufkâr sıfatlarını öne çıkarmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'havf' kelimesini, bir şeyin kötü sonucunu beklemekten kaynaklanan bir ruh hali olarak tanımlar. 'Tahavvuf' ise bu korkunun yavaş yavaş, azar azar veya bir beklenti içinde hissedilmesi durumunu ifade eder. Ayetteki bağlamda, azabın gelme ihtimaline karşı duyulan sürekli bir endişe veya tedirginlik halini belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tahavvuf' kelimesini 'tenakkus' (eksiltme, azaltma) anlamında kullanır. Yani, azabın yavaş yavaş, azar azar gelerek bir şeyi eksiltmesi, yok etmesi anlamındadır. Bu, ayetteki 'yok olmak endişesi' veya 'azabın yavaş yavaş gelmesi' bağlamına uygun düşer.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'havf' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın azabından duyulan korkuyu ifade ettiğini belirtir. 'Tahavvuf' ise bu korkunun daha pasif, içselleştirilmiş veya sürekli bir endişe hali olarak tezahür ettiğini düşündürür. Ayette, insanların Allah'ın azabının kendilerini yavaş yavaş kuşatmasından duydukları bir tür tedirginliği yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ra'fet'i, 'rahmet'ten daha özel ve şiddetli bir merhamet türü olarak tanımlar. Özellikle bir musibet veya zorluk anında hissedilen derin acıma ve şefkati ifade eder. Ayette, Allah'ın azap tehdidine rağmen kullarına karşı duyduğu bu yoğun şefkati vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ra'fet'in, 'rahmet'ten daha ince ve daha özel bir anlam taşıdığını belirtir. 'Ra'fet', bir kimsenin başına gelen kötülüğü giderme arzusunu ve ona karşı duyulan şefkati ifade eder. Ayette, Allah'ın kullarına azap etme gücüne sahip olmasına rağmen, onlara karşı bu şefkatli tutumunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ra'fet'in, 'rahmet'ten daha üstün bir merhamet türü olduğunu ve özellikle bir zararı defetme veya bir musibeti giderme bağlamında kullanıldığını ifade eder. Ayette, Allah'ın azabını geciktirmesi veya hafifletmesi gibi durumlarda tecelli eden bu özel şefkati vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rahmet'i, Allah'tan geldiğinde ihsan ve lütuf, insanlardan geldiğinde ise acıma ve şefkat olarak tanımlar. 'Rahîm' sıfatı, Allah'ın bu merhametinin sürekli ve geniş kapsamlı olduğunu, tüm yaratılmışları kuşattığını ifade eder. Ayette, Allah'ın genel ve daimi merhametinin bir tecellisi olarak, kullarına hemen azap etmeyişini veya onlara tövbe fırsatı verişini gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'rahîm' sıfatının, Allah'ın ahirette müminlere özel merhametini ifade ettiğini belirtir. Ancak genel anlamda, Allah'ın kullarına yönelik sürekli ve yaygın lütfunu da kapsar. Ayette, 'raûf' ile birlikte kullanılması, Allah'ın hem dünyada hem de ahirette kullarına karşı olan şefkat ve merhametinin derinliğini pekiştirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'rahmet' kavramının Kur'an'da çok geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve Allah'ın tüm yaratılmışlara yönelik lütuf, bağışlama, rızık verme gibi pek çok fiilini kapsadığını belirtir. 'Rahîm' sıfatı, bu merhametin sürekliliğini ve Allah'ın bu sıfatla nitelenen bir varlık olduğunu vurgular. Ayette, Allah'ın azap etme gücüne rağmen, kullarına karşı bu sürekli merhametini hatırlatır.
Nahl Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Ev ye/huzehum ‘alâ tehavvufin fe-inne rabbekum leraûfun rahîm(un)” Yahut da, onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir. (16/47)