Vekâla(A)llâhu lâ tetteḣiżû ilâheyni-śneyn(i)(s) innemâ huve ilâhun vâhid(un)(s) fe-iyyâye ferhebûn(i)
Allah, şöyle dedi: "İki ilah edinmeyin. O, ancak tek ilahtır. O halde, yalnız benden korkun."
Nahl Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Vekâla(A)llâhu lâ tettehiżû ilâheyni-sneyn(i) innemâ huve ilâhun vâhid(un) fe-iyyâye ferhebûn(i)” Allah, şöyle dedi: “İki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhtır. O hâlde, yalnız benden korkun.” (16/51)
Daha önceki âyetlerde şaşı hikayesi anlatılmıştı. Şaşı gibi şişeyi yani kendi hayali varlığımızı ortadan kaldırmadan biri, iki görme rahatsızlığından kurtulmakta mümkün değildir.
Efendimiz s.a.v. “vücudu zenbike” senin vücüdun-varlığın en büyük günahtır. Diyerek bizlere bildirmiştir. Bu hayali varlık anlayışından idraken urtulmadığımız zaman gizli şirkten iki ilâk anlayılından “vahid” bir olan ilâh anlayışına ne yaparsak yapalım geçme mümün değildir. Çünkü bu anlayışta yaradan ve yaratılan vardır. Ama işin hakikati hakk-halk tecelli ve tecelli edilen mahal vardır. Kendinde, âlemde hakkın zuhurunu görülmesi lazımdır ki bir ilâh anlayışı kalsın. Nasıl ki Hallac-ı Mansun Ene’l Hakk diyordu… Ben hakk’ın ta kendisi değil ben hakk’tanım, Hakk’ın zuhurlarından bir zuhurum diyordu.
Fusus’ül Hikem Salih Fassında Vahid (bir) tüm sayıların aslı olarak anlatılmış ve sayı ne olursa olsun “1” in tekrarından başka bir şey değildir. Sayı “10” olsun. On tane bir (vahid) in tekrarıdır. O zaman tüm görülen zuhurlar aslında bir (vahid)in tekrarından-aynısından başka bir şey değildir. “2” iki tane birdir. Görüntü farklıdır ama aslı-hakikati “1” dir.