İçeriğe atla
Nahl 59Cüz 14 · Sayfa 273

Nahl Sûresi 59. Âyet

النحل

Sohbete sor

Yetevârâ mine-lkavmi min sû-i mâ buşşira bih(i)(c) eyumsikuhu ‘alâ hûnin em yedussuhu fî-tturâb(i)(k) elâ sâe mâ yahkumûn(e)

Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!

Nahl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Yetevârâ mine-lkavmi min sû-i mâ buşşira bih(i) eyumsikuhu ‘alâ hûnin em yedussuhu fî-tturâb(i) elâ sâe mâ yahkumûn(e)” Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar! (16/59)


Necm sûresi ilgili âyetler ile faydlı olur düşüncesi ile yolumuza devâm edelim… (Murat Derûni)

(Necm Sûresi 53/21)

كُرْ وَلَهُ الْأُنْثَىعالْكُمُ الَّذِى

elekümuzzekerü ve lehü’l ünsa “Sizin için erkek de O'nun için dişi mi?” İslâmiyet gelmezden önce, cahiliyye döneminde müşrikler veya inkâr ehilleri erkeklerin kendilerinin, kızların Allah’ın diye ifade ediyorlardı.

(Necm Sûresi 53/22)

تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَى

tilke izen kısmetün dıyza “Bu paylaşma nasıl haksız, insafsız bir paylaşma oldu.” Evvelce kız çocukları hakir görülüyordu. “Kızlar meleklerdir,” diyerek, kızları Allah’a bırakıyorlar, erkeklere kendileri sahip çıkıyorlardı. İşte bu paylaşmanın haksız olduğunu, böyle bir paylaşmaya kendi kendilerine nasıl yaptıklarını ifade ederek, Âyet onlara, bu anlayışa cevap veriyor. Her iki cinsiyet de ve her varlık Hakk’ın varlığıdır. Burada cinsiyet ayrımı olmaz.

Ancak akl-ı kül ve nefs-i kül hükmü ile faaliyet ve tafsilatta ayırım vardır.

Akl-ı kül, mutlak akıl...

Nefs-i kül de, aklı küllün tesir sahasıdır.

Aklı küllün ve nefs-i küllün birliğinden, bu âlemler meydana gelmiştir.

Kadın doğurgan ve üretici olduklarından, nefs-i kül hükmündedir. Erkekler de tesir edici olarak akl-ı kül hükmündedir. Fail ve mef’ul (etken ve edilgen veya tesir eden ve tesir edilen) diyorlar. Bütün âlem bunun üzerine çalışıyor. Etken (erkek) yani akl-ı kül olmasa ve edilgen (kadın) yani nefs-i kül olmasa bu âlemde hiçbir şey zuhura gelmez. Bu yüzden bu paylaşmanın haksız paylaşma olduğunu ifade ediyor. Çünkü akl-ı kül de nefs-i kül de Hakk’ındır. Bunların kendilerine sahip olacak bir sahibiyyeti de yoktur.[70]