İçeriğe atla
Nahl 65Cüz 14 · Sayfa 274

Nahl Sûresi 65. Âyet

النحل

Sohbete sor

Va(A)llâhu enzele mine-ssemâ-i mâen feahyâ bihi-l-arda ba'de mevtihâ(c) inne fî żâlike leâyeten likavmin yesme'ûn(e)

Allah, gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır.

Nahl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Va(A)llâhu enzele mine-ssemâ-i mâen feahyâ bihi-l-arda ba’de mevtihâ inne fî zâlike leâyeten likavmin yesme’ûn(e)” Allah, gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. (16/65)


“Vallahu” ifadesi ile “Alllah” üzerine yemin edilmektedir. Ululuhiyet mertebesini anlatan ve yemin eden mertebe Ahadiyet mertebesidir.

Allah c.c. üzerine yemin edilmesi bu ifadenin çok büyük olduğunu bizlere anlatmaktadır. Herhangi birşeye değil Zât-i ismine yemin etmektedir. “Sema” Gök ise Zât’tır. Zâtından bu suyu indirerek yeryüzü, toprağını hikmet, ilm-i ledün ile ölümden sonra diriltmiştir. Her bir tohum ölü iken içindeki programı nasıl olurda bilmektedir. Ve bir nokta kadar iken dallar, yapraklar ve meyveler vererek bizlerin istifadesine sunmaktadır.

“Gök” Aklı küll, yeryüzü ise Nefsi küll dür. Her ikisinin buluşması ile hayat meydana gelmektedir.

İnsanında gönlü “gök” ve bedenimiz ise yeryüzümüzdür. Bu beden toprağını gönül göğünden gelen kevser suyu ile efendimiz s.a.v. in getirdiği vahiy, büyüklerimizin ilham kaynakları ve firaset ilmi ile eşyanın hakikatinin nûruyla beslenirse… Bu bedende hikmet, ilmi ledün pınarları fışkırır.

Bunda ancak “sem’i” Hakk’ı işiten kulak ayarları yapılmış ve dinliyen bir topluluk ibret alır ve tefekkür eder.

Bir bakıma böyle bir bedenin “leb-i derya” olan gönlünden gelip dökülen sözler işiten bir topluluğa fayda verir. (Murat Derûni)