İçeriğe atla
Nahl 66Cüz 14 · Sayfa 274

Nahl Sûresi 66. Âyet

النحل

Sohbete sor

Ve-inne lekum fî-l-en'âmi le'ibra(ten)(s) nuskîkum mimmâ fî butûnihi min beyni ferśin vedemin lebenen ḣâlisan sâ-iġan lişşâribîn(e)

Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz.

Nahl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Ve-inne lekum fî-l-en’âmi le’ibra(ten) nuskîkum mimmâ fî butûnihi min beyni fersin vedemin lebenen ḣâlisan sâ-igan lişşâribîn€” Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz. (16/66)


Bilindiği gibi Efendimiz (s.a.v.) Sütü ilim ile tabir etmiştir. Anne mesabesinde olan bir Mürşid de, saliki ilim ve irfan sütü ile besler…

Bu süt-ilim bağırsaklar ve kan arasından süzülmektedir. İrfan ehli işe yaramayan vehmi bilgileri atmakta ve ilhami ve kesbi bilgileri alarak dem-kan yani Âdemlik hakikat-i ile “Venefahtu” ile ölü gönülllere nefha ederek diriltmektedir. (Murat Derûni) Mesnevi-i Şerif ile yolumuza devam edelim;

Hâki nin nuru dünyâ-yı dûnun yanındadır; safî olan süt kan ırmaklarının yanındadır.

Mâdemki dünyâ berzah mesâbesindedir ve berzah iki şey arasında bulunan hadd-i fasıla derler; binâenaleyh vücûd-ı mutlakın nûru, o vücûdun tenezzülâtının en aşağı mertebesi olan bu dünyâya muttasıldır. Zîrâ bu dünyâ ve onun sûretleri mezâhir-i esmâ-i ilâhiyyedir ki, her birinden Bâkî’nin Nûr sıfatı zâhirdir. Ve ey sâlik, sen dahi bu dünyânın sûretlerinden bir sûret olduğun için, senin dahi zât-ı bîçûna vücûh-ı ittisâlden bir vecih ile ittisâlin vardır. Ve senin ve dünyâ-yı dûnun zât-ı bîçûna ittisâli, sâfî olan sütün kan ırmaklarına ittisâline benzer. Bu teşbihte, sûre-i Nahl’de vâki’ olan âyet-i kerîmeye işâret buyurulur: (Nahl, 16/66) “Muhakkak koyun ve inek gibi hayvânât-ı ehliyyede sizin için ibret vardır ki, size onların karnında ve içlerinde kan ve gübre arasından, içenlerin boğazından kolayca kayıp giden hâlis sütü içiririz.” İmdi bu beyt-i şerifte vücûd mutlak-ı Hakk’ın “nûr"u safi “süt"e; ve “ecsâm" hayvânât-ı ehliyyeye; ve bu ecsâm üzerinde câri olan ahkâm ve ahvâl-i tabiat “kan ve gübre”ye teşbih buyurulmuştur. Ya’ni “Ey sâlik, bu esfel-i sâfılîn olan dünyâ ve âlem-i kevn beyhûde değildir, bir fâide için mahlûktur. Bu mezâhirde nûr-ı Bâkî vardır. Ahkâm-ı tabiata esîr olma. Mezâhir-i âlemden ibret al ve cehilden ilme geç! Ve nûr-ı Bâkî’yi, rûhânî olan ağzın ile sâfî bir süt gibi iç!”[74]

Sütün gübre ile kan arasında sabrı onu deve yavrusunun nâişi etti.

“Fers” bağırsak içindeki pislik; “nâiş”, “na’ş” masdanndan “ref edici” demektir. “İbnü’l-lebûn”, iki yaşını bitirip üç yaşına giren deve yavrusuna derler. Ya’ni, nitekim sütün pislik ve kan arasında nefsini habsetmesi, o sütü, deve yavrusunu yükseltici ve büyütücü etti. Bunun gibi bu gübre yığını olan cisim içinde rûhun nefsi habsetmesi dahi, onu makâmât-ı âliyeye urûc ettirir. Bu beyt-i şerîfte sûre-i Nahl’de vâki’ (Nahl, 16/66) “Muhakkak sizin için hayvânât-ı ehliyyede elbet ibret vardır ki, size karnında olan pislik ve kan arasından hâlis bir süt içirir. İçenlerin boğazından kolayca kayar” âyet-i kerîmesine işâret buyurulur.[75]----------------

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)