Vetahmilu eśkâlekum ilâ beledin lem tekûnû bâliġîhi illâ bişikki-l-enfus(i)(c) inne rabbekum leraûfun rahîm(un)
Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır. Rabbiniz, şüphesiz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Nahl Suresi 7. ayet, hayvanların insanların yüklerini taşıma işlevini ve bu işlevin Allah'ın insanlara olan lütfunun bir göstergesi olduğunu vurgular. Ayet, 'yükler', 'ulaşmak' ve 'zorluk' gibi kavramlar üzerinden bu ilahi lütfu ve Allah'ın 'şefkatli' ve 'merhametli' sıfatlarını öne çıkarır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sikl' (ثقل) kelimesinin aslen bir şeyin ağırlığını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'eskâleküm' (أثقالكم) ise, deve gibi hayvanların taşıdığı ağır yükleri, yani insanların kendi başlarına taşımakta güçlük çekecekleri eşyaları ifade eder. Bu, Allah'ın insanlara hayvanlar aracılığıyla sağladığı kolaylığı gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'eskâl' kelimesini 'ağır yükler' olarak açıklar ve bu yüklerin hayvanlar vasıtasıyla taşınmasının, insanların ulaşamayacağı yerlere ulaşmalarını sağlayan bir kolaylık olduğunu vurgular. Ayetteki kullanımı, hayvanların bu ağır yükleri taşıyarak insanlara hizmet etmesini mecazi olarak değil, doğrudan bir fayda olarak sunar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sikl' kökünden türeyen kelimelerin Kur'an'da genellikle 'ağırlık', 'yük' ve bazen de 'sorumluluk' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'eskâl', somut bir ağırlığı ifade ederken, aynı zamanda insanın kendi başına üstlenemeyeceği bir külfeti de ima eder. Hayvanların bu yükleri taşıması, ilahi bir lütuf olarak insan üzerindeki yükü hafifletir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'bülûğ' (بلوغ) kelimesinin bir şeyin sonuna ulaşmak, hedefine varmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'bâliğîhi' (بالغيه) ifadesi, insanların kendi başlarına o beldeye ulaşmakta zorlanacaklarını, hatta ulaşamayacaklarını, ancak hayvanların yardımıyla bu hedefe varabileceklerini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'bâliğîhi' kelimesini 'ona ulaşanlar' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, bu kelime, insanların normal şartlarda ulaşamayacakları uzak ve zorlu yerlere, hayvanların taşıdığı yüklerle birlikte varabilmelerini ifade eder. Bu, hayvanların seyahat ve ulaşım kolaylığı sağlamadaki rolünü gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şikkat' (شقة) kelimesinin 'zorluk', 'meşakkat' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'bişikki' (بشق) ifadesi, insanların o beldeye ancak büyük bir zorluk ve meşakkatle, hatta canlarını tehlikeye atarak ulaşabileceklerini vurgular. Bu, hayvanların sağladığı kolaylığın değerini artırır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'şikkat' kelimesinin 'zorlu yolculuk' ve 'meşakkat' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'bişikki' ifadesi, insanların kendi başlarına katlanmak zorunda kalacakları aşırı zorluğu ve yorgunluğu anlatır. Hayvanların bu zorluğu ortadan kaldırması, Allah'ın insanlara olan rahmetinin bir göstergesidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'şikkat' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'zorluk', 'sıkıntı' ve 'meşakkat' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'bişikki' ifadesi, insanların o beldeye ulaşmak için katlanmak zorunda kalacakları fiziksel ve zihinsel zorluğun derecesini vurgular. Hayvanların bu zorluğu hafifletmesi, ilahi bir lütuftur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ra'fet' (رأفة) kelimesinin 'şefkat' ve 'merhamet' anlamına geldiğini, ancak 'rahmet'ten (رحمة) daha özel ve yoğun bir şefkati ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'leraûfun' (لرءوف) ifadesi, Allah'ın kullarına karşı gösterdiği derin şefkati ve onlara zorluk çıkarmaktan kaçınmasını vurgular. Hayvanları insanların hizmetine sunması bu şefkatin bir tezahürüdür.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ra'fet'in, 'rahmet'ten daha özel bir anlam taşıdığını ve özellikle bir musibet veya zorluk anında gösterilen şefkati ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'leraûfun' ifadesi, insanların zorluklarla karşılaşmaması için hayvanları onlara hizmetçi kılmasıyla Allah'ın bu özel şefkatini ortaya koyar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ra'fet' kelimesinin Kur'an'da Allah'ın insanlara karşı duyduğu derin şefkati ve merhameti ifade ettiğini belirtir. Bu şefkat, insanların acı çekmesini istememek ve onlara kolaylık sağlamak şeklinde tezahür eder. Ayetteki 'leraûfun' ifadesi, hayvanların insanlara hizmet etmesinin, Allah'ın bu şefkatinin bir yansıması olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rahmet' (رحمة) kelimesinin 'acıma', 'şefkat' ve 'lütuf' anlamlarına geldiğini ve Allah için kullanıldığında, O'nun kullarına yönelik geniş ve sürekli ihsanını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'rahîmun' (رحيم) ifadesi, Allah'ın genel ve sürekli merhametini, insanlara verdiği tüm nimetleri kapsayan bir sıfat olduğunu vurgular. Hayvanların hizmeti de bu geniş merhametin bir parçasıdır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'rahîm' isminin, Allah'ın kullarına ahirette de merhamet edeceğini, dünyada ise tüm yaratılmışlara şamil olan rahmetini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'rahîmun' ifadesi, hayvanların insanlara sağladığı faydaların, Allah'ın dünya hayatındaki genel ve sürekli merhametinin bir göstergesi olduğunu açıklar.
Nahl Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Vetahmilu eskâlekum ilâ beledin lem tekûnû bâligîhi illâ bişikki-l-enfus(i) inne rabbekum leraûfun rahîm(un)” Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir. (16/7)
Bu hayvan - hayy an (anda yaşayan) uzak beldelere nefsiniz zahmet çekerek varabileceğe beldelere taşır…
Bir bakıma bizlerin bedenlere bizlerin bineğidir. Ve bizleri uzak yerlere götürürler.
Bir gün Mecnun, Leyla nın bulunduğu şehre doğru yolculuğa çıkmış. Gündüz yol alıyor, gece devenin üstünde yürüyormuş. Bakmış geçtiği yerler aynı mesafe kat edemiyor. Devenin bıraktığı yerde yavrusu varmış. Gece yavrusuna dönüyormuş. Bu böyle olmuyacak, sen menziline ben meniline git yani her birerlerimiz varacağımız yere gidelim diye devesini serbets bırakmış…
Bizlerin bedenleri yatay olarak yeryüzünde bizleri uzak yönlere götürür. Ama mir’ac etmemiz için onu ter etmemiz yani ağırlığımızı bırakarak tefekkürde yükselmemiz gerekir. (Murat Derûni) Mesnevi-i Şerif beytinde bu âyet hakkında;
Bu ahenge gevşek ve aşağı bakma; zîrâ bu yolda sabır ve nefsin meşakatleri vardır.
“Şıkk”, meşakkat ve sıkıntı ve zorluk ma’nâsınadır. Nitekim sûre-i Nahl’de (Nahl, 16/7) “Râkib sizin yüklerinizi bir şehre kadar yüklenir, siz ona ancak nefislerin meşakkati ile bâliğ ve vâsıl olursunuz” buyurulur. Ya’ni, “Bu enbiyâ ve evliyânın âheng-i ma’rifetine gevşek ve alçak bakma; zîrâ bu ma’rifet yolunda nefislerin sabn ve meşakkati vardır.” Ya’ni bu maârif ve hakâyıkın bilâ-i’tirâz kabûlü için rûhun, nefs-i hayvânînin te’sîrâtı altından kurtulması îcâb eder; bu da akl-ı selîm kuvveti ve dîn düstûrlarıyla nefsin benliğini ve enâniyetini ezmek ile olur. Bu enâniyeti ezmek ise, gayet meşakkatli ve sıkıntılıdır ve çok sabır lâzımdır.[10]