Velḣayle velbiġâle velhamîra literkebûhâ vezîne(ten)(c) veyaḣluku mâ lâ ta'lemûn(e)
Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.
Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak.
Nahl Suresi'nin 8. ayeti, Allah'ın insanlara binek ve süs olarak yarattığı hayvanları ve bilmedikleri diğer yaratılışları konu edinir. Ayet, 'yaratma' fiili üzerinden Allah'ın kudretini ve nimetlerini vurgularken, 'binek' ve 'süs' kavramlarıyla bu yaratılanların işlevselliğine ve estetik değerine işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb el-İsfehânî, 'hayl' kelimesinin aslen 'gurur, kibir' anlamına gelen 'hayl'den türediğini, atların yürüyüşlerindeki gururlu ve kibirli duruşlarından dolayı bu ismi aldığını belirtir. Ayette ise bu kelime, Allah'ın insanlara hizmet için yarattığı at türünü ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'hayl' kelimesinin çoğul bir isim olduğunu ve atlar anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımıyla, insanların faydalanması için yaratılmış olan atları kasteder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'biğâl' kelimesinin 'bağl' kelimesinin çoğulu olduğunu ve at ile eşeğin çiftleşmesinden meydana gelen katırları ifade ettiğini belirtir. Ayette, bu hayvanların da insanlar için birer nimet ve fayda kaynağı olduğuna işaret edilir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'bağl' kelimesinin at ile eşeğin birleşmesinden doğan, hem atın gücünü hem de eşeğin dayanıklılığını taşıyan bir hayvan olduğunu açıklar. Ayetteki bağlamda, bu hayvanların binek ve yük taşıma gibi işlevleri vurgulanır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'hamîr' kelimesinin 'himâr' kelimesinin çoğulu olduğunu ve eşekleri ifade ettiğini belirtir. Ayette, bu hayvanların da atlar ve katırlar gibi insanların istifadesine sunulduğu vurgulanır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'hamîr' kelimesinin bilinen eşek türünü ifade ettiğini ve Kur'an'da genellikle binek ve yük hayvanı olarak zikredildiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, bu hayvanların da Allah'ın insanlara bir lütfu olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rukûb' kelimesinin bir şeyin üzerine çıkıp onu kullanmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'litetkebûhâ' ifadesi, at, katır ve merkeb gibi hayvanların insanlar tarafından binek olarak kullanılma amacını açıkça ortaya koyar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'r-k-b' kökünün Kur'an'da genellikle bir vasıtanın üzerine binme, yolculuk etme anlamlarında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette de hayvanların insanların ulaşım ve seyahat ihtiyaçlarını karşılamak üzere yaratıldığına işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'zînet' kelimesinin bir şeyi güzelleştiren, ona hoş bir görünüm kazandıran her şey için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'zîneten' ifadesi, atların, katırların ve merkeblerin sadece işlevsel değil, aynı zamanda görsel bir güzellik ve ihtişam sunduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zînet' kavramının Kur'an'da genellikle dünya hayatının çekiciliklerini ve güzelliklerini ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise hayvanların, insanların hayatına kattığı estetik ve prestij değeri olarak yorumlanabilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'halk' kelimesinin bir şeyi takdir etmek ve onu yoktan var etmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yahliku' fiili, Allah'ın mutlak yaratma gücünü ve kudretini, hem bilinen hem de bilinmeyen varlıklar üzerindeki egemenliğini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'halk' kelimesinin bir şeyi örneksiz ve benzersiz bir şekilde var etmek olduğunu açıklar. Ayetteki 've yahliku mâ lâ ta'lemûn' ifadesi, Allah'ın yaratıcılığının insan bilgisinin ötesine uzandığını ve sürekli yeni yaratılışlar meydana getirdiğini gösterir.
Nahl Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Velhayle velbigâle velhamîra literkebûhâ vezîne(ten) veyahluku mâ lâ ta’lemûn(e)” Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de halk eder. (16/8)
Mesnevi-i Şerif beytinde bu âyet hakkında;
Agah ol! 'Taharriden yüzü ve başı çevir! Maad ve müstekar zâhir geldi.
“Maâd”, avdet mahalli, “müstekarr", istirahat ve karâr edecek yer demektir. Ya’nî, ey delîl-i aklî sâhibi efendi! Âgâh ol! Hakîkat kıblesini aramaktan sarf-ı nazar et! Zîrâ senin dönüp dolaşıp nihâyet avdet edeceğin ve avdetten sonra fikrinin istirâhat ve karâr edeceği yer olan insân-ı kâmilin huzûru zâhir ve âşikâr oldu. Zîrâ delâil-i akliyye ashâbı bir mes’elede âciz kaldıklan vakit bizzarûre insân-ı kâmile mürâcaat ederler. Nitekim şimendifer yeni îcâd olunduğu vakit İngiliz mu’teberânından birisi o zamanki Mısır hidîvine: Sizin kitâbınız olan Kur’ân’da (En’âm, 6/59) “Yaş ve kuru yoktur; illaki Kitab’da zâhirdi'r”'âyeti vardır. Bu yeni îcâd olunan şimendifer dahi var mıdır? diye sorar. Hidîv: “Ulemâmıza soralım!” der. Ulemâ-i zâhir: “Kur’ân’da böyle bir şeye tesâdüf etmedik,” deyip cevâbdan âciz kalırlar. Bununla berâber o civârda ma’rûf ve münzevî bir velî varmış. Ona mürâcaat edip sorarlar. O zât buyurur ki: “Evet, şimendifer olduğu gibi, bundan sonra zuhûr edecek daha bizim bilmediğimiz birçok merâkib vardır. Hak Teâlâ sûre-i Nahl’de (Nahl, 16/8) ya’nî “Allâh Teâlâ binmeniz ve zînetiniz için âtlârı ve katırları ve eşekleri yarattı ve daha sizin bilmediğiniz merâkibi yaratacaktır” buyurur. Ve filhakîka zamânımızda gördük ki, şimendiferden sonra elektrik tramvayları ve otomobiller, zeplinler, tayyâreler yaratıldı ki, beşer bunlara binip seyâhat etmektedirler; ve ihtimâl ki, bundan sonra daha bilmediğimiz birtakım binilip gezilecek şeyler zuhûr edecektir. İşte şu vak’a ulemâ-i zâhirin ilmi ve anlayışı ile bir veliyy-i kâmilin ilmi ve anlayışı arasındaki farkı gösterir.[11]
Günümüzde yerde, havada, uzayda çeşit çeşit binekler zuhur ettiği meydandadır. Bu da insanlığın ve âlemin kemâlatını gösterir.