İçeriğe atla
Nahl 76Cüz 14 · Sayfa 275

Nahl Sûresi 76. Âyet

النحل

Sohbete sor

Vedaraba(A)llâhu meśelen raculeyni ehaduhumâ ebkemu lâ yakdiru ‘alâ şey-in vehuve kellun ‘alâ mevlâhu eynemâ yuveccihhu lâ ye/ti biḣayr(in)(s) hel yestevî huve vemen ye/muru bil'adli vehuve ‘alâ sirâtin mustekîm(in)

Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?

Nahl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Vedaraba(A)llâhu meselen raculeyni ehaduhumâ ebkemu lâ yakdiru ‘alâ şey-in vehuve kellun ‘alâ mevlâhu eynemâ yuveccihhu lâ ye/ti biḣayr(in) hel yestevî huve vemen ye/muru bil’adli vehuve ‘alâ sirâtin mustekîm(in)” Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu? (16/76)


Burada yine örnek verilere iki “recul” adamdan bahsedilmektedir. Erlik kavramı sadece zahir âlemde erkek görüntüsünde olanlara verilir. Hakikatte kim bâtın-iç âleminde vehimi ve hâyali varlığını kesip yerine hakk’ani varlığı tahsis edebilmişse görüntüde o kişi erkek veya adın olsun hakikatte ma’nâ eri olan “recul” dür. Kişi erkek veya kadın suretinde olup iç âleminde nefsi emmare yaşantısında ise o henüz kadın mesabesindedir. Yanlış anlaşılmasın istenen kadın veya erkeğin birbiri ile mukayese edilmesi değil, hakikatin ortaya konulmasıdır. Aklı küll ve Nefsi küll zuhurları olan bu varlıklar bir olmadan denge kurulamaz. Ve nefis eğiltildiği zaman nefiiis olur denilmiştir. (Murat Derûni) Şimdi bu adam dilsiz adam nedir?

Bakara sûresi 73. Âyette ölü olan adama;

O bakaranın bir parçası ile vurun, bizdeki ölmüş olan bilgilere dili ile vuruldu. Dil daha mantıklı gözüküyor. Dilden kelâm zuhura gelir. Ölü dirildi ve beni nefsi emmâre veya nefsi levvâme öldürdü dedi. Ve tekrar öldü neden? O bilgi zuhara geldi vazifesini gördü ve işi bitti. Bizde de yeni bilgiler zuhura geldi. Vuracak olan Ve nefahtu min ruhiyi (Ona ruhumuzdan üfledik) üfleyen (12) Hakikat-i Muhammediye bağlı Kâmil İnsan, sözlü olarak bizde ki ölmüş bilgilere vuracak ve yerine doğru olan bilgiler zuhura gelecektir. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken, işte Allah ölüleri diriltir ve devamında size Âyetlerini böylece gösterir diyerek âyetin zâti olduğu ve Kâmil İnsandan Zâti Tecellinin Zuhura geldiği bizatihi bunun onun kendinden değil Allah’ın izniyle olduğu anlatılıyor. M.D.[86]

Sohbetlerde aktarılan sözün, özü, ruhu ve nuru vardır. Eğer aktaranda bunları aktaracak kabiliyet yoksa karşı tarafa tesiri yoktur. Buna hal ehli olmak denir. Sadece “kâl” ehli olmak işe yaramaz…

Görüldüğü gibi dilsiz olmak sadece konuşamama değil, hakikati anlamayıp aktaramamaktır. Bir tabir vardır. Dinleyen, anlatanda Arif olması lazımdır. Yoksa sabahtan akşama, akşamdan sabaha anlatsın bu anladıklarından bir şey anlayıp aktaramaz…

Hani, deniyor ya dil eğitimi, dil bilgisi eğitimi, irfaniyetinde bir dili ve dilbigisi vardır ve buna vakıf olmak gerekir.

“Mevlâ” Efendi bilindiği gibi Konya’da bilindiği gibi Mevlâna hazretleri vardır. Yeni dönem ile birlikte yolun tasavvuf büyüğüne “Efendi Baba” ve benzeri tabirler kullanılmaktadır.

Hakikatte “Efendi” Resüllulah s.a.v. ve Allah c.c. efendilerimizdir.

Cenâb-ı Hakk resülu aracılığıyla bizlere Kûr’ân-ı Kerimi göndermiş. Resulü s.a.v. bizlere okumuş, açıklamış ama bizler ne yazık ki bedenimizden 10 santim içeriye gönlümüze bu hakikatleri indirip dilsiz gibi sonuç alamamamışız… Cenâb-ı Hakk idrak ve anlayışlarımızı arttırsın. İnşeallah… (Murat Derûni)