İçeriğe atla
Nahl 77Cüz 14 · Sayfa 275

Nahl Sûresi 77. Âyet

النحل

Sohbete sor

Veli(A)llâhi ġaybu-ssemâvâti vel-ard(i)(c) vemâ emru-ssâ'ati illâ kelemhi-lbasari ev huve akrab(u)(c) inna(A)llâhe ‘alâ kulli şey-in kadîr(un)

Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyamet'in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Nahl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Veli(A)llâhi gaybu-ssemâvâti vel-ard(i) vemâ emru-ssâ’ati illâ kelemhi-lbasari ev huve akrab(u) inna(A)llâhe ‘alâ kulli şey-in kadîr(un)” Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. (16/77)


Âlemin bir göğü ve yeri olduğu gibi bizlerin de gönül göğümüz ve yerimiz vardır. Ve bununda bir gaybı vardır. Allah’ın gaybına da ancak bunu idrak etmek ile vakıf olunabilir. (Murat Derûni) Bakara sûresi 3. Âyette;

O kimseler ki, imân ederler; Allah’ın varlığına, birliğine imân ederler, burada imân mertebesinin hakikatini anlatıyor bize, bizler “ya Rabbi” biz sana inandık demekle acaba gerçekten mü’min oluyormuyuz? Burada imânın şekli tarif ediliyor, ”yu’minune Bil ğaybi” derken oraya “B” harfini koymamış olsa “yu’minune el ğaybi” yani gaybe imân ederler olacak, burası çok hassas bir yerdir ve genellikle farkında olmadan öylece geçiliyor, “Bil ğaybi” dendiği zaman Arapça gramerde “B” harfi “ile” mânâsına geldiğinden anlam “gaybleriyle imân ederler” Olmaktadır, yani bir kimse kendi gaybini idrak edemezse âlemdeki gaybi hiç idrak edemez, netice olarak kendi gaybini idrak ettiği zaman, oradan yola çıkarak âlemin gaybini idrak etmesi mümkün olur, bu nedenle Âyet-i Kerîme’de “yu’minune Bil ğaybi” denmiştir.

Kendi gaybleriyle âlemdeki gaybe imân ederler;

Kendi şahadetleriyle âlemdeki şahadete imân ederler, eğer bizde birimsel varlık olmasa bu âlemdeki birimsel varlıklar-la yaşamaya uyum gösteremeyiz, uyarlanamayız. Bizdeki bâtın, akıl, zekâ, düşünce v.b. elle tutamadığımız fakat varlığına inandığımız şeyler bizde ki gayb’tır, biz bunu idrak eder faaliyete geçirebilir. Ve bu bilinçle âleme bakarsak âlemin de bir gaybı olduğunu, bir rûhaniyeti olduğunu, iç varlığı olduğunu idrak ederiz, yani bu âlemin sadece maddeden ibaret olmadığını bunun bir hakikati, özü, gaybi olduğunu biliriz. Cenâb-ı Hakk Âyet-i Kerîme’de “Alimulğaybi veşşehadeti, HuverRahmânurRa-hıym” (Haşr Sûresi 59/22), yani “O gayb ve şahadet âlemlerini bilir ve O Rahmân ve Rahîmdir” diyor, demek ki bu âlemlerin içerisinde madde gözüyle tespit edemediği-miz bir gayb var ve kendimizdeki gaybten yola çıkarak o gaybi anlamamız çok daha kolay olur. Gaybe imân, maddeye şahadetlik, biz bu iki hakikati idrak etmiş olursak Rabbimizi de kendimizi de daha iyi anlamış oluruz.

“Eşhedü en lâ ilâhe illâllah” değilmidir bizim dinimiz ilk şartı, “Eşhedü” ben görüyorum, müşahede ediyorum ki, Allah’ın varlığından başka bir varlık yoktur ve gayb âlemi olarakta imân ediyorum ki o da Allah’ın varlığından başka bir şey değildir. O kimseler ki müşahede âlemine şâhit olurlar, gayb âlemine de imân ederler, gayb âlemine olan imân kuvvetli bir imân ise o da müşahede gibidir, şahadet gibidir. O kimseler daha nasıl kimselerdir.?[87]

Şadi Şirazi – Gülşeni Razda;


O “göz kırpması gibi”den toplanır âlem;

O rûhun üflenmesi ile oldu bu Âdem. (16.sûre/77.âyet)

O siyâh gözleri fitne verici;

Cihânı o dudaklar mey-perest etti.


Bütün varlıklar istisnasız kendilerine has olan rububiyyet hükümlerinin şarâbını içmektedirler. Rabb’ın bütün varlığı istilâ ederek onların hayâtlarını sürdürmesi ve her mahâllin kendine has olan ihtiyacını karşılaması ve bu yaşantının bu şekilde sürüp gitmesi onların şarâba tapmayı adet edinmesidir.[88]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)