Va(A)llâhu aḣracekum min butûni ummehâtikum lâ ta'lemûne şey-en vece'ale lekumu-ssem'a vel-ebsâra vel-af-idete(ﻻ) le'allekum teşkurûn(e)
Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
Nahl Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Va(A)llâhu ahracekum min butûni ummehâtikum lâ ta’lemûne şey-en vece’ale lekumu-ssem’a vel-ebsâra vel-af-idete le’allekum teşkurûn(e)” Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. (16/78)
İnsanın bu âleme bir annenin karnından doğduğu zâhir âleme geldiği gibi, bir irfan ehlinin gönlünde bâtıni doğumunu gerçeleştirmelidir. Nusret Babam r.a. Ya bir gönü ola, ya da bir gönle gir” diye bizlere bu hakikati intikal etttirmiştir.
İşte nasıl ki bedemize Cenâb-ı Hakk duymamız için kulak, görmemiz için kulak ve bu beden makinesinin çalışması için bir kalp vermiş ise, Batin-i doğumdan sonra ma’nâ kulağını faaiyete geçirip Hakk’ı işitmeli, basar denilen Hakk’ı müşahede edebilmeli ve duyum ve müşahade ile fuad-gönlü hareket geçirerek bâtın âleminin düzen ve tezyini faaliyete geçirilmelidir. Cenâb-ı Hakk ben bunları verdim. Ey kulum sende besmele şifresi ile bunları faaliyete geçir diyor. (Murat Derûni)
Ç.H.U. kardeşimizin bu âyet hakkında Terzi Baba (2) kitabında yapmış olduğu yorum şöyledir.
“Bizler daha evvel hiçbir şey bilmez iken ma’nevi anamız (üm) kaynağımız olan Terzi Baba bâtınından bizleri irfâniyet ve kemâlatıyla zuhura çıkarıp, kulaklarımızla hakikati duyan, gözlerimizle hakkı gören, kalplerimizle cehâlet zincirlerini kırarak, tefekkür eder hâle dönüştürdü.”[89]