Fe-iżâ kara/te-lkur-âne feste'iż bi(A)llâhi mine-şşeytâni-rracîm(i)
Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
Şimdi Kur'ân okumak istediğin zaman önce o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
Nahl Suresi 98. ayet, Kur'an okumaya başlarken Allah'a sığınmanın önemini vurgular. Ayet, 'okuma', 'Kur'an', 'sığınma' ve 'şeytan' gibi temel kavramlar üzerinden, okuyucunun manevi hazırlığını ve korunma ihtiyacını dilbilimsel bir derinlikle ele alır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'قَرَأَ' fiilini harfleri ve kelimeleri bir araya getirmek, toplamak olarak açıklar. Kur'an için kullanıldığında ise, Allah'ın kelamını lafız ve mana olarak bir araya getirip okumak anlamını taşır. Ayetteki 'قَرَأْتَ' ifadesi, Kur'an'ın tilavetine başlama anını işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'قَرَأَ' fiilinin 'toplamak' manasına geldiğini belirtir. Kur'an okumak, harfleri ve kelimeleri bir araya getirerek anlamı idrak etme eylemidir. Ayetteki kullanımı, Kur'an'ın metnini telaffuz etme ve onunla meşgul olma halini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Kur'an' kelimesinin 'okuma' veya 'okunan şey' anlamına geldiğini ve İslam'ın temel kutsal metnini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'el-Kur'an', Müslümanların okumakla yükümlü olduğu, Allah'ın kelamı olan bu özel kitabı işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Kur'an' kelimesinin 'kıraat' kökünden geldiğini ve 'toplamak' manasına geldiğini ifade eder. Bu bağlamda Kur'an, sureleri ve ayetleri bir araya getiren, tüm ilahi hükümleri toplayan kitap demektir. Ayetteki kullanımı, okuyucunun muhatap olduğu ilahi metni açıkça belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, Kur'an'ın hem lafız hem de mana yönünden mucizevi bir metin olduğunu ve 'okunan' anlamında bir isim olduğunu vurgular. Ayetteki 'el-Kur'an', okuyucunun manevi bir eyleme girişeceği, ilahi mesajı içeren metni ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'عوذ' kökünü 'bir şeyden korunmak için ona yapışmak' olarak açıklar. 'İstiâze' ise, Allah'a sığınarak O'nun korumasını talep etmektir. Ayetteki 'festa'iz' emri, Kur'an okumaya başlarken şeytanın vesveselerinden Allah'a sığınmanın gerekliliğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'istiâze'nin, bir tehlikeden korunmak için güçlü bir varlığa iltica etmek olduğunu belirtir. Ayetteki emir, Kur'an okuyucusunun manevi bir kalkan edinmek üzere Allah'a yönelmesini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'istiâze'nin, Allah'ın himayesine girmek ve O'ndan yardım dilemek olduğunu açıklar. Ayetteki 'festa'iz' emri, Kur'an okumaya başlamadan önce şeytanın olumsuz etkilerinden arınmak için Allah'a yönelmenin önemini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şeytan' kelimesinin 'şatane' kökünden geldiğini ve 'haktan uzaklaşmak, isyan etmek' anlamına geldiğini belirtir. Şeytan, insanları doğru yoldan uzaklaştıran her türlü kötü güçtür. Ayetteki 'eş-şeytan', Kur'an okuyucusunun korunması gereken temel düşmanı ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'şeytan'ın, Allah'a isyan eden ve insanları saptırmaya çalışan bir varlık olarak tasvir edildiğini belirtir. Ayetteki 'eş-şeytan', Kur'an okuma eyleminin manevi saflığını bozmaya çalışan kötü gücü temsil eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'şeytan'ın 'şatane' kökünden türediğini ve 'uzaklaşan, sapan' anlamına geldiğini ifade eder. O, Allah'ın emrinden uzaklaşmış ve insanları da uzaklaştırmaya çalışan bir varlıktır. Ayetteki kullanımı, Kur'an okurken zihni ve kalbi meşgul edebilecek her türlü olumsuz etkiye karşı uyarıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'recim' kelimesinin 'racm' kökünden geldiğini ve 'taşlamak, kovmak' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Şeytan-ı racim' ifadesi, Allah'ın rahmetinden kovulmuş, lanetlenmiş ve taşlanmış şeytanı ifade eder. Ayetteki kullanımı, şeytanın Allah katındaki düşük ve horlanmış konumunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'racim' kelimesinin 'taşlanmış' ve 'kovulmuş' anlamlarına geldiğini açıklar. Şeytan, Allah'ın emrine karşı geldiği için rahmetinden kovulmuş ve lanetlenmiştir. Ayetteki bu sıfat, şeytanın tehlikesini ve ondan sığınmanın gerekliliğini pekiştirir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'racim'in 'taşlanmış' ve 'lanetlenmiş' manalarına geldiğini ifade eder. Şeytan, Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılmış ve ebediyen lanetlenmiş bir varlıktır. Ayetteki 'er-racim' sıfatı, şeytanın kötülüğünün ve Allah'a karşı isyanının bir göstergesidir.
Nahl Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Fe-izâ kara/te-lkur-âne feste’iz bi(A)llâhi mine-şşeytâni-rracîm(i)” Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. (16/98)
EÛZÜ BESMELE İLE OKUMAK
Nasıl ki; Kur'ân-ı Kerîm'e başlarken Cenâb-ı Hakk bize, yine Kur'ân'ın içerisinde bir âmir hüküm olarak “Kur'ân okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan Allah'a sığın” (16/98) diyor. Demek ki bu varlık, yani ismi bahsedilen varlık bize her an, her halükârda hep musallat olmakta. Görünmeden, hayal ve vehim yönüyle hatıramıza, gönlümüze, aklımıza nüfuz ederek, hayalimize nüfuz ederek girmeye çalışıyor.
Bakın, Kur'ân-ı Kerîm okumaya başlayacak kişinin, belki de hayat devresi sürelerinin en temiz anlarıdır, Kur'ân-ı Kerîm okuyacağı zaman. Çok iyi niyetle abdest almıştır okuyacaktır, zaman hazırlamıştır, geçmişlerine okuyacaksa, onların ruhaniyetleri kendi aklına gelmiştir, huzur bulmuştur. Bu kadar temiz bir halde olmasına rağmen, yine de “şeytandan Allah'a sığınınız” diyor. Dikkat edin “Rahman'a sığının, Rahîm'e sığının, Settar'a sığının” demiyor. “Allah'a sığının” diyor. Yani, Allah'ın zâtına sığının diyor.
Çünkü ona mani olacak, ancak câmî isim olan Allah ismidir. Diğer isimler ona kolay, kolay mani olamaz, durduramazlar. Çünkü hayal ve vehim yönünden gelmekte ve diğer esmâ-i ilâhiyye bunu durduramaz. Ancak Zât ismi olan Allah esmâsı durdurur.
Bu hakîkati dikkate alarak ehlullah kitaplarını okumaya başlarken de, hayal ve vehimden uzak durmak suretiyle, eûzü besmele çekilerek başlanmasında yarar vardır. [105]
16.98–“Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.” Tavsiye hükmünde de olan, amir ifadesi ne kadar mihimdir. Demekki bu saha çok tehlikeli bir sahadır, diğer ismlere değilde, İsmi Cami olan Allah’a sığınma tavsiye edilmektedir. “Euzü bike minke” “senden sana sığınırım,” Çünkü iblis kendisinde olan mudil ismi ağırlıklı sahayı çok iyi bilmekte ve o sahada çok becerikli olmakta, sureta hakk’tan gözükerek hedef koyduklarını kolayca avlamaktadır. Ve bu günün tekneloji araçlarıda yerinde kullanılmadığı sürece onun en çok boş şeylerle oyalayıcı ve aldatıcı aletleri olmaktadır.
Kullar ise bu hususta, esma-i ilâhiye ve kendini tanıma eğitimi alamadıklarından, esma-i ilâhiyyeleride esma-i nefsiyyeye dönüşmüş olduklarından, böylece hiçbir korunakları kalmadığından, yığınlar halinde onun ordusuna farkında bile olmadan iltihak etmiş olmaktadırlar.
Kur’an-ı Kerîm’in okunması bittiğinde de bahsi geçen son ayetin okunması gerekmektedir ki hatmi şerif tamam olsun, hatimde de bu ikaz açık olarak yaptırılıp böylece uyanık olmazı Allah’ımız bize açık olarak (Minel cinneti ven nâs)
(Nâs, 114/6) “İnsanlardan ve cinlerden.” Sakınınız diye rahmeten, başta ve sonda da ikaz etmektedir.[106]