Meni-htedâ fe-innemâ yehtedî linefsih(i)(s) vemen dalle fe-innemâ yadillu ‘aleyhâ(c) velâ teziru vâziratun vizra uḣrâ(k) vemâ kunnâ mu'ażżibîne hattâ neb'aśe rasûlâ(n)
Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkar, başka bir günahkarın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.
İsrâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(15) (Menihteda feinnema yehtediy li nefsih* ve men dalle feinnema yedıllu aleyha* ve la teziru vaziretun vizre uhra* ve ma künna muazzibiyne hatta neb'ase Resula;)
“Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar.
Hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü çekmez. Biz bir Peygamber göndermedikçe, hiç kimseye azab edecek değiliz.” Kim ki Hâdi ismini kendine rehber seçmiş ise o rehberlik kendi nefsi içindir. Dikkat edelim insândan bahsedilirken yine nefs kelimesi kullanılıyor. Kim ki Mudill isminin tesirinde ise ve oradan çıkmak için çaba göstermiyorsa bu da kendi nefsi içindir, başkası için değildir.
Herkes kendi günahını kendisi yüklenir. Hristiyan’lar ise “bütün insânlar Âdem Babanın işlediği günah yüzünden, günahlı doğar, İsâ’ya imân et o senin günahını üzerine alır,” diyorlar işte görüldüğü gibi onların anlayışları buradaki hükme tamamen ters bir ifadedir.