İçeriğe atla
İsrâ 26Cüz 15 · Sayfa 284

İsrâ Sûresi 26. Âyet

الإسراء

Sohbete sor

Veâti żâ-lkurbâ hakkahu velmiskîne vebne-ssebîli velâ tubeżżir tebżîrâ(n)

Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.

İsrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(26) (Ve ati zelkurba hakkahu velmiskiyne vebnes sebiyli ve lâ tübezzir tebziyra;)

“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma.” Evvela yardıma yakın akrabalarından başla, yani hakka yakın akrabaların sahiptir evvela onlardan başla. Herkes kendi yakınındakini görmüş olsa uzakta bakılacak kimse kalmaz, zâhiri bu olan Âyette, bâtın olarak yakın akrabalarımız, Esmâ-ül Hüsnâ’dır yani bizde mevcut olan

Allah esmâsının en yakın akrabaları onlardır. Kişiye hangi esmâ daha yakınsa evvelâ onu geliştirsin, mevcut varlığının Rabbi hası neyse ve ona en yakın esmâ hangileriyse evvela onlarla ilgilen çünkü sana en çok güç verecek olan onlardır. İlmi gelişmeler ile atıl olan diğer esmâlarıda faaliyyete geçir, işte bunlar bize mirac yaptıracak iç dinamiklerimizdir. Günlük beşeri yaşam içerisinde bunların çok azını kullanıyoruz, bu Âyet kapsamında kendimizi tanıyıp, bizdeki diğer esmâ-i İlâhiyyeyi faaliyete geçirmemiz gerekiyor. Bu âlemlerin batını yani esas varoluş ismi Hakk, zâhir ismi ise hâlktır.

Zıt isimler dahi olsa Esmâ-ül Hüsnâ birbirinin akrabalarıdır, aynı ağacın dallarıdır hepsi yeri geldiğinde Kahhar ismi lâzım olur, yeri geldiğinde Vehhâb ismi lâzım olur vb. Hepsi bizim menfaatimiz için düzenlenmiş, bize lâzım olan araçlardır, bunları biz kullanmaz isek karşıdaki kullanır ve bizi avlar gider. Nefsâniyyetin gücü azda olsa paramparça yapar, Hâdi ismini Mudill ismine, Kahhar ismini Rahmân ismine düşman gösterir ve senin içindeki Esmâ-i İlâhiyyeyi birbirine karıştırır.

Miskinlere de yardım et;

Miskin kelimesi “sekene” den gelmektedir, yani sâkin olucu, sükûnet ehli demektir, miskin yani hiçbir nefsani varlığı olmayan, tamamen Allah’ın tecelligahı olan mertebe demektir, fakirin kendine yetecek kadar malı vardır fakat zekat alabilir, veremez, miskinin ise hiçbir malı yoktur, üstünde elbisesi bile yoktur, nefsinin müflisidir, nefsinden çıkıp Hakk’ın varlığında sâkin olmuştur artık.

Bunlara nasıl yardım edeceğiz ? Bulundukları hallere destek yönü ile yardımda bulunacağız, yani yaptığın doğrudur, yoluna devam et diyerek mânevi ve ilmi yönden desteğe yardım var. Bazı miskinlerin öyle halleri olur ki sürdüremez onu ve zaman zaman nefsine döner, bu durumda sen nefsine dönme, yaptığın doğrudur şeklinde yapılacak uyarılar ona yardımdır.

Yolda kalmışlara da yardım et;

Seyri süluk yolunda olanlara yardım edin ki seyirlerini tamamlayıp bitirsinler. İlk önce zâhiri olarak bedenin hukuku yönünde yardımcı ol, yani sıratı müstakîm de yardımcı ol, bunu başardıktan sonra ruhunun eğitimi yolunda yardımcı ol, yani sıratullah’ta yardımcı ol.

Ve varlığını saçıp savurup israf etme;

Biraz bilgiden yana malın varsa, onu olur olmaz yerde saçıp savurma, ihtiyaç sahiplerine yani burada belirtilenlere ver şeklinde büyük bir ihtar vardır.