İçeriğe atla
İsrâ 25Cüz 15 · Sayfa 284

İsrâ Sûresi 25. Âyet

الإسراء

Sohbete sor

Rabbukum a'lemu bimâ fî nufûsikum(c) in tekûnû sâlihîne fe-innehu kâne lil-evvâbîne ġafûrâ(n)

Rabbiniz, içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kişiler olursanız, şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır.

İsrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(25) (Rabbüküm a'lemu Bima fiy nüfusiküm* in tekûnu salihıyne feinnehu kâne lil evvabiyne Ğafura;)

“Rabbiniz içinizden geçenleri çok iyi bilir. Eğer iyi kimseler olursanız elbette Allah çok tevbe edenleri bağışlayıcıdır.” Nefsten kasıt insânın sûreti değil, mânâsıdır.

Sizin Rabbiniz diyor, yani bu Âyeti Kerîme’yi kim hangi zamân ve mekân içerisinde okuyorsa burada ona hitap ediyordur, ve burada bir bakıma bunu Rabbül has söylüyordur. Her varlığın kendine has bir terbiye edicisi Rabbi vardır, işte her varlığın kendi asli üzere tekrarını temin etmesi Rabbül hasının onun üzerindeki tesiratıdır, faaliyetidir.

Biz kendimizi tanıyor zannediyoruz, oysa kendimizden haberimiz bile yoktur, tanımıyoruz, ne zaman ki tevhid hakikatine yönelmeye başlar isek kendimize yönelik, içe dönük bir çalışmaya başlarsak o zaman yavaş yavaş tanımaya başlıyoruz. Cenâb-ı Hakk bize o kadar yakın ve devamlı bizimle beraber olduğu için bizi bizden mutlaka daha iyi biliyor. Ahirette Cenâb-ı Hakk diyecek ki; “Ey

kullarım O sizinle beraber idi siz nerdeydiniz” işte O bizimle, bizim özümüzde, zâhirimizde ve batınımızda, evvelimizde ve ahirimizde mevcut olan, olduğu için tabiiki bizi bizim nefsimizden daha iyi bilecektir. Bizler hep zâhir şartlara takılıp kaldığımızdan, ev, araba, iş, yeme-içme, giyeceklerle uğraştığımızdan, tabiiki bunların hepsi gerekli orası ayrı konu, onu inkâr etmek mümkün değil fakat bunlar bizim zâhirimizle ilgili olan bir hukuk, bizim batınımızla, özümüzle ilgili olan hukukta Rabbımızla olan halimiz hukukumuz vardır.

Eğer sâlihlerden olursanız, tevbe edenleri bağışla-yıcıdır. Yani Allah’ın programı dahilinde yaşarsanız onun rahmeti, merhameti size çok olur. Rahmetin en büyüğüde kişinin kendine kendini bildirmesidir. Gafur bir taraftan nefsini örterken öteki taraftan senin hakikatini ortaya çıkarıcıdır. Örneğin buğday tohumunu toprağa ektiğimizde buğday tohumu örtülmüş, fakat içerisindeki başaklar açığa çıkarılmış olur, yani başaklar Zâhir ismi tecellisine dönüşecek. İşte gönlümüze Hakikati İlâhiyye tohumunu ektiğimiz zaman zâhirde olan o tohum Batına, tohumun içindekide zâhire yani faaliyet sahasına çıkmış olacak ve faydalanacağız, tabi bunun biraz zahmetide olacaktır.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)