Ve-immâ tu'ridanne ‘anhumu-btiġâe rahmetin min rabbike tercûhâ fekul lehum kavlen meysûrâ(n)
Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle.
Eğer Rabbinden beklediğin bir rahmet (rızık) için, onlardan yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara yumuşak ve tatlı bir söz söyle.
İsrâ Suresi 28. ayet, maddi imkanların kısıtlı olduğu durumlarda dahi insanlarla olan ilişkilerde nezaket ve yumuşak sözlülüğün önemini vurgulamaktadır. Ayet, 'yüz çevirme', 'rahmet umma' ve 'tatlı söz söyleme' gibi kavramlar üzerinden sosyal etkileşimde ahlaki bir ilke sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'عرض' kelimesinin asıl anlamının bir şeyin yanından geçmek veya bir şeyi göstermek olduğunu belirtir. Ayetteki 'تُعْرِضَنَّ' fiili ise, birinden yüz çevirmek, ondan uzaklaşmak, yani bir şeyi vermekten imtina etmek anlamında kullanılmıştır. Bu, maddi imkansızlık nedeniyle yardım talebinde bulunanlardan yüz çevirme durumunu ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'تُعْرِضَنَّ' ifadesini 'tarku' (terk etmek, bırakmak) anlamında açıklar. Ayetteki bağlamda, Rab'den gelecek rahmeti umarak, o an için muhtaçlara yardım edememe durumunda, onlardan yüz çevirmek, yani taleplerini karşılayamamaktan dolayı geri durmak olarak yorumlanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): 'بغى' kelimesinin asıl anlamının bir şeyi şiddetle aramak, talep etmek olduğunu belirtir. 'İbtiğâ' ise bu kökten türeyen bir masdar olup, ayette 'Rabbin'den umduğun rahmeti elde etmek için' ifadesinde, Allah'ın lütfunu ve ihsanını arama, ona yönelme çabasını ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'بغى' kökünün 'talep etmek, aramak' anlamını vurgular. Ayetteki 'ibtigâe rahmetin' ifadesi, kişinin o an için başkasına yardım edemese de, Allah'tan gelecek rahmeti umarak, gelecekte yardım edebilme arayışını ve niyetini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'rahmet' kelimesinin Allah için kullanıldığında, O'nun lütfu, ihsanı ve nimetleri anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'rahmetin min Rabbike' ifadesi, Allah'tan gelecek rızık, bolluk ve yardım etme imkanı gibi lütufları ifade eder ki, bu lütuflar sayesinde gelecekte muhtaçlara yardım edilebilecektir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'rahmet' kavramının Kur'an'da hem Allah'ın insanlara yönelik şefkatini hem de bu şefkatin tezahürü olan nimetleri kapsadığını açıklar. Ayetteki 'rahmet' kelimesi, kişinin o anki maddi yetersizliğine rağmen, Allah'tan gelecek lütuf ve imkanları umarak, gelecekteki yardım etme potansiyelini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'رجو' fiilinin 'ummak, beklemek' anlamını vurgular. Ayetteki 'tercûhâ' ifadesi, kişinin Allah'tan gelecek rahmeti, yani maddi imkanları ve lütfu umduğunu, beklediğini ve bu beklenti içinde olduğunu gösterir. Bu, bir nevi geleceğe yönelik olumlu bir beklentiyi ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'recâ'nın (umut) bir şeyin gerçekleşmesini istemekle birlikte, onun gerçekleşme ihtimalinin de bulunması durumunda kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'tercûhâ' fiili, kişinin Allah'ın rahmetine olan güvenini ve bu rahmetin kendisine ulaşacağı yönündeki güçlü beklentisini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'kavl' kelimesinin, bir düşüncenin veya ifadenin dil ile dışa vurulması olduğunu belirtir. Ayetteki 'kavlen meysûrâ' ifadesi, sadece bir söz söylemekten öte, içeriği ve üslubu itibarıyla nazik, yumuşak ve gönül alıcı bir konuşmayı ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kavl' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve sadece lafzi bir ifade değil, aynı zamanda bir tutum ve davranış biçimini de içerebildiğini belirtir. Ayetteki 'kavlen meysûrâ' ifadesi, maddi yardım yapılamasa bile, sözlü iletişimde nezaket ve anlayışın önemini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'meysûr' kelimesini 'kolay, yumuşak' olarak açıklar. Ayetteki 'kavlen meysûrâ' ifadesi, muhtaçlara karşı sarf edilecek sözün, onları incitmeyen, gönüllerini hoş eden, kolay ve nazik bir üslupta olması gerektiğini belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'meysûr' kelimesinin 'kolaylaştırılmış, rahatlatılmış' anlamını taşıdığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, maddi yardım yapılamadığında dahi, sözle gönül almanın, durumu kolaylaştırmanın ve muhatabı rahatlatmanın önemine işaret eder.
İsrâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(28) (Ve imma tu'ridanne anhümübtiğae rahmetin min Rabbike tercuha fekul lehüm kavlen meysura;)
“Eğer Rabbinden beklediğin bir rahmet (rızık) için, onlardan yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara yumuşak ve tatlı bir söz söyle.”