Kullu żâlike kâne seyyi-uhu ‘inde rabbike mekrûhâ(n)
Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir.
Kötü olan bütün bu yasaklar, Rabbinizin sevmediği şeylerdir.
İsrâ Suresi 38. ayet, önceki ayetlerde bahsedilen kötü fiillerin Allah katında hoş görülmediğini vurgular. Ayet, 'seyyi'' (kötü) ve 'mekrûh' (beğenilmeyen) kavramları üzerinden bu fiillerin olumsuzluğunu ve ilahi rızaya aykırılığını dilbilimsel bir kesinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'küll' kelimesinin bir şeyin tamamını, bütününü ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, daha önceki ayetlerde zikredilen tüm yasaklanmış fiillerin (şirk, ana-babaya isyan, adam öldürme vb.) tamamının Allah katında kötü ve mekruh olduğunu vurgulamak için kullanılmıştır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'küll'ün cüzleri olan şeylerin hepsini kuşattığını ifade eder. Ayetteki 'küllü zâlike' ifadesi, önceki ayetlerdeki her bir kötü fiilin ayrı ayrı değil, bir bütün olarak ele alındığında da aynı olumsuz hükme tabi olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'seyyi'' kelimesinin 'kötü, çirkin, zararlı' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'seyyiuhu' ifadesi, önceki ayetlerde yasaklanan fiillerin (şirk, israf, cimrilik, zina, adam öldürme vb.) doğası gereği kötü ve çirkin olduğunu, dolayısıyla Allah katında da bu nitelikleriyle değerlendirildiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sev'' kökünün 'bir şeyin çirkin ve kötü olması' anlamına geldiğini açıklar. 'Seyyi'' ise bu kökten türeyen ve 'kötülük, günah, çirkin fiil' anlamlarını taşıyan bir isimdir. Ayette, bahsedilen fiillerin ahlaki ve dini açıdan taşıdığı olumsuz değeri vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'seyyi'' kavramının Kur'an'da genellikle 'günah, kötü fiil, şer' anlamlarında kullanıldığını ve 'hasene' (iyilik) kavramının zıttı olduğunu belirtir. Bu ayette, Allah'ın hoşnut olmadığı, ahlaki ve dini açıdan yanlış kabul edilen eylemleri ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rab' kelimesinin 'terbiye eden, yetiştiren, sahip olan, efendi' gibi anlamlara geldiğini ve Allah için kullanıldığında tüm bu anlamları kapsadığını belirtir. Ayette 'Rabbinin katında' ifadesi, bu kötü fiillerin sadece insanlar arasında değil, evrenin mutlak sahibi ve yöneticisi olan Allah katında da hoş görülmediğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Rab' isminin Allah'ın sıfatlarından biri olduğunu ve 'terbiye edici, ıslah edici, malik' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayette, bu fiillerin Allah'ın koyduğu düzen ve ahlak kurallarına aykırı olduğunu, dolayısıyla O'nun tarafından reddedildiğini belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mekrûh' kelimesinin 'hoşlanılmayan, istenmeyen' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayette, önceki ayetlerde sayılan kötü fiillerin Allah tarafından beğenilmediğini, O'nun rızasına aykırı olduğunu ve dolayısıyla kaçınılması gerektiğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kerh' kökünün 'bir şeyi istememek, hoşlanmamak' anlamına geldiğini açıklar. 'Mekrûh' ise bu kökten türeyen ve 'hoşlanılmayan, nefret edilen' anlamlarını taşıyan bir isimdir. Ayette, bu fiillerin Allah katında ne kadar olumsuz bir değere sahip olduğunu ve O'nun gazabına yol açabileceğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kerh' ve 'mekrûh' kavramlarının Kur'an'da genellikle Allah'ın hoşnut olmadığı, yasakladığı veya kınadığı şeyleri ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette, önceki ayetlerdeki kötü fiillerin Allah'ın iradesine ve rızasına tamamen zıt olduğunu net bir şekilde ortaya koyar.
İsrâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(38) Küllü zâlike kâne seyyiuhu inde Rabbike mekruha;)
“Kötü olan bütün bu yasaklar, Rabbinizin sevmediği şeylerdir.”