İçeriğe atla
İsrâ 39Cüz 15 · Sayfa 286

İsrâ Sûresi 39. Âyet

الإسراء

Sohbete sor

Żâlike mimmâ evhâ ileyke rabbuke mine-lhikme(ti)(k) velâ tec'al me'a(A)llâhi ilâhen âḣara fetulkâ fî cehenneme melûmen medhûrâ(n)

Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Sonra kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.

İsrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(39) Zâlike mimmâ evha ileyke Rabbüke minel hıkmeti, ve lâ tec'âl meAllahi ilâhen ahare fetülka fiy cehenneme melumen medhura;)

“İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerden-dir. Sakın Allah'la beraber başka bir ilâh uydurma. Aksi halde kötülenmiş ve Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.” Muhabbetimizin son zirvesini Hakk’a vermemiz gerekiyor, onun üstünde bir muhabbetimiz varsa onların hepsi kişi için bir ilâh olur.

Bir gün Peygamber Efendimiz(s.a.v) Hz.Ali'ye sorar der ki,

-Ya Ali ALLAH (c.c.)' ı seviyor musun?

-Evet ya Rasûlüllah.
-Peki beni seviyor musun?

-Evet ya Rasûlüllah.
-Peki eşini seviyor musun?

-Evet ya Rasûlüllah.
-Peki çocuklarını seviyor musun?

-Evet ya Rasûlüllah.
-Peki bunların hepsini bir kalbe nasıl sığdırıyorsun?

diye sorunca Hz. Ali beklemediği bu soru karşısında şaşırmış ve cevap verememişti. Bunu düşünmem gerek diyerek oradan ayrılmıştı. Hz. Ali düşünceli bir şekilde dolaşırken eşi Hz. Fatıma düşünceli olduğunu fark ederek kendisine sorar:
-Nedir bu hal ya Ali? der.

-Eğer bu düşünceliğin dünyevi kaygılardan dolayı ise sana yakışmaz bırak gitsin.Yok bu halin Rahmani kaygılarından dolayı ise, anlat birlikte çözüm bulmaya çalışalım der.
Hz.Ali(k.v) Peygamber Efendimiz(s.a.v) ile arasında geçen diyaloğu birbir Hz. Fatıma ya anlatır. Hz. Fatıma durumu öğrenince tebessüm eder. Hz. Ali ye der ki;

-Ya Ali babama git ve de ki:
Kişi ALLAH (c.c.)' ı aklı ve ruhu ile sever. Peygamberimizi kalbiyle sever. Eşini nefsiyle sever. Çocuklarını şefkatiyle sever.
Hz.Ali aldığı bu cevap karşısında memnun olur ve hemen Peygamber efendimizin yanına gelerek Hz. Fatımadan öğrendiklerini Peygamber Efendimize anlatır. Peygamber efendimiz cevabı alınca tebessüm eder ve der ki;
Ya Ali bana getirdiğin bu gül nübüvvet ağacından koparılmıştır.

İşte Cenâb-ı Hakk bizi en yakınlarımız ile terbiye ediyor, tahammül edecek mi, etmeyecek mi diye de muhabbet ettiğimiz şeylerin üzerine bize dertler verir.

Yukarıdaki Hadise de de sıralandığı gibi, evvelâ Allah muhabbeti sonra Peygamber muhabbeti, sonra eş

muhabbeti, sonra çocuk muhabbetidir, bunlar zamanlarına göredir. Cenâb-ı Hakk meselâ, çocuklar çok küçükken bakımları için muhabbeti onlara biraz kaydırıyor, fakat bu tabii ki eş muhabbeti azaltılıp ona haksızlık edilecek demek değildir, en az olarak çocukların o dönemlerinde dahi onlara verdiği muhabbeti eşlerine vermeleri gerekir, çünkü eşlerin birbirleri üzerinde hakları vardır. İşte böylece sonuçta hepsi bir dengeyi, bir ölçüyü gerektiriyordur.