İçeriğe atla
İsrâ 62Cüz 15 · Sayfa 288

İsrâ Sûresi 62. Âyet

الإسراء

Sohbete sor

Kâle eraeyteke hâżâ-lleżî kerramte ‘aleyye le-in aḣḣarteni ilâ yevmi-lkiyâmeti leahtenikenne żurriyyetehu illâ kalîlâ(n)

Yine demişti ki: "Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım."

İsrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(62) Kale eraeyteke hazelleziy kerramte aleyye, lein ahharteni ila yevmil kıyameti leahtenikenne zürriyyetehu illâ kaliyla;)

(Yine İblis) dedi ki: "Şu benden üstün kıldığını gördün mü? Yemin ederim ki, eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, pek azı hariç, onun zürriyetini kendi buyruğum altına alacağım." Şeytan bizim çıtamızın yükseltmemize vesile oluyor, karşımızda böyle bir hasım olmasa biz daha atıl kalırız. Saîd-i Nursî hazretlerinin şeytan hakkında yaptığı açıklamalardan bir bölüm aktaralım:

“İblis. (Cenâb-ı Hakkk'ın emrine isyan ettiğinden rahmetinden kovulmuş, şerleri ve muzır şeyleri temsil eder ve ateşten yaratılmıştır. Bütün melekler Cenâb-ı Hakkk'ın emriyle Hazret-i Âdem'e secde ettiği halde

Şeytan: "O, topraktan yaratılmıştır, ben ateşten yaratıldım. Ben ondan daha kıymetli ve yükseğim" diye kibirlenerek, Cenâb-ı Hakkk'ın emrine karşı gelmiş ve Hazret-i Âdem'e secde etmediğinden, Allah'ın rahmetinden kovulmuştur. (Melâikelere şeytanlar musallat olmadıkları için, terakkiyatları yoktur. Makamları sâbittir, tebeddül etmez. Keza, hayvânâta dahi, şeytanlar musallat olmadıkları için, mertebeleri sâbittir, nâkıstır. Alem-i insaniyette, ise; merâtib-i terakkiyât ve tedenniyât, nihayetsizdir. Nemrutlardan, firavunlardan tut, tâ sıddıkin-i evliya ve enbiyaya kadar gâyet uzun bir mesâfe-i terakki var.” Burada da açıkça anlatıldığı gibi hayvanların ve meleklerin alçalmaları ve yücelmeleri yoktur, kendi mertebeleri itibarıyla ne iseler odurlar fakat insan kendisinde hem eksiler bulunan hem artılar bulunan bir varlıktır, şeytan dediğimiz varlık bizi eksiye doğru çeker, peygamber, veliler olan İlâh-î tecelli mahallaride bizi yukarıya doğru çekerler, işte bu arada bizim bireysel irademiz devreye girmektedir, eğer peygamber ve velilerin tavsiyelerine uyarsak âlâ-i illiyin’e çıkarız, onları göz ardı eder nefs ve şeytan istikametinden gidersek esfeli safiline, siccin’e inmiş oluruz.

Cenâb-ı Hakk bizlere bireysel hürriyet verdiği için sorumluluğumuz bu yönden oluyor, ya toprağa dönük yaşayarak kalıyoruz vehmi, hayvani ve cinni özellikte ya da ruha dönük bir hayat yaşayarak İlâhiyyat mertebesinde yükseliyoruz, bu iki sonsuz mertebe içinde insan çabalayıp duruyor.