Velevlâ en śebbetnâke lekad kidte terkenu ileyhim şey-en kalîlâ(n)
Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.
Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, nerdeyse sen onlara birazcık meyledecektin.
İsrâ Suresi 74. ayet, peygamberin ilahi bir koruma ile sebat ettirildiğini ve aksi takdirde düşmanlarına az da olsa meyledebileceğini ifade eder. Ayet, 'sebat', 'meyletmek' ve 'az' kavramları üzerinden ilahi desteğin önemini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sabt (ثبت) kelimesi, bir şeyin sağlam ve kalıcı olması demektir. 'Allah onu sabitledi' (ثبّته الله) ifadesi, onu sağlam ve kararlı kıldı anlamına gelir. Ayetteki 'ثَبَّتْنَاكَ' ifadesi, Allah'ın peygamberi hak üzere sabit kıldığını, onu düşmanlarının etkisinden koruduğunu ve kararlılığını pekiştirdiğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Sabt (ثبت) kelimesi, bir şeyi yerinde tutmak, sağlamlaştırmak anlamındadır. Ayetteki 'ثَبَّتْنَاكَ' ifadesi, Allah'ın peygamberi düşmanlarının cazibesine kapılmaktan koruduğunu ve onu doğru yolda sağlam tuttuğunu mecazi olarak ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Sabt (ثبت) kelimesi, bir şeyin yerinde durması, hareket etmemesi ve sağlam olmasıdır. 'ثَبَّتْنَاكَ' ifadesi, Allah'ın peygamberin kalbini ve iradesini güçlendirdiğini, onu sapmaktan alıkoyduğunu ve böylece düşmanlarına karşı dirençli kıldığını belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rukûn (ركون), bir şeye dayanmak, ona güvenmek ve ona meyletmektir. Ayetteki 'تَرْكَنُ' ifadesi, peygamberin düşmanlarına karşı bir eğilim göstermesi, onlara güvenmesi veya onların isteklerine bir miktar yaklaşması anlamında kullanılmıştır. Bu, ilahi koruma olmasaydı böyle bir meylin olabileceğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Rukûn (ركون), bir şeye yaslanmak, ona güvenmek ve ona doğru eğilim göstermektir. Ayetteki 'تَرْكَنُ إِلَيْهِمْ' ifadesi, peygamberin düşmanlarına karşı bir miktar sempati veya uzlaşma eğilimi gösterebileceğini, ancak Allah'ın onu bundan koruduğunu anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rukûn kavramı, Kur'an'da genellikle olumsuz bir bağlamda, Allah'tan başkasına güvenmek veya haksızlığa meyletmek anlamında kullanılır. Bu ayette 'تَرْكَنُ إِلَيْهِمْ' ifadesi, peygamberin düşmanlarının batıl görüşlerine veya taleplerine az da olsa bir eğilim gösterme ihtimalini, ilahi müdahale olmasaydı gerçekleşebilecek bir durum olarak sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şey' (شيء) kelimesi, var olan veya var olabilecek her şeyi ifade eder. Ancak bu ayette 'شَيْـًٔا قَلِيلًا' şeklinde kullanıldığında, 'az bir miktar' veya 'küçük bir ölçüde' anlamında zarf olarak işlev görür. Peygamberin meylinin, ilahi koruma olmasaydı bile, çok az bir düzeyde olacağını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Şey' (شيء) kelimesi, genel bir kavram olup, var olan veya tasavvur edilebilen her şeyi kapsar. Ancak 'şeyi' (شيئاً) şeklinde tenvinli ve 'kalîlen' (قليلاً) ile birlikte kullanıldığında, 'az bir miktar' veya 'bir nebze' anlamında bir zarf işlevi görür. Ayette, peygamberin meylinin cüzi bir boyutta kalacağını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kıllet (قلة), bir şeyin azlığı demektir. 'Kalîl' (قليل) ise az olan şeydir. Ayetteki 'قَلِيلًا' ifadesi, peygamberin düşmanlarına göstereceği meylin miktar olarak çok az olacağını, hatta neredeyse hiç olmayacağını, ancak ilahi korumanın bu az ihtimali bile ortadan kaldırdığını belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Kalîl (قليل), az olan şeydir. Bu ayette 'شَيْـًٔا قَلِيلًا' ifadesi, 'çok az bir miktar' veya 'kısa bir süre' anlamında zarf olarak kullanılmıştır. Allah'ın peygamberi koruması olmasaydı dahi, onun düşmanlarına meylinin sadece cüzi bir ölçüde olacağını, bunun da peygamberin masumiyetini ve sağlam karakterini vurguladığını gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kalîl (قليل) kelimesi, Kur'an'da nicelik veya nitelik olarak azlığı ifade eder. Bu ayette 'şeyi' (شيئاً) ile birlikte kullanılarak, peygamberin düşmanlarına karşı olası meylinin miktarının son derece önemsiz ve cüzi olacağını, ancak Allah'ın bu cüzi ihtimali bile ortadan kaldırdığını vurgular.
İsrâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(74) (Ve levlâ en sebbetnake lekad kidte terkenü ileyhim şey'en kaliylâ;)
“Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, nerdeyse sen onlara birazcık meyledecektin.”