Ve-in kâdû leyeftinûneke ‘ani-lleżî evhaynâ ileyke litefteriye ‘aleynâ ġayrah(u)(s) ve-iżen letteḣażûke ḣalîlâ(n)
Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.
İsrâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(73) (Ve in kâdu leyeftinuneke anilleziy evhaynâ ileyke li tefteriye aleynâ ğayrehu, ve izen lettehazuke haliyla;)
(Ey Muhammed!) “Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi.” İnkâr ehli ile imân ehlinin birleşmesi mümkün değildir. İnkâr ehli kendi nefsinden kaynaklanan değer
yargıları ile hayatını sürdürmekte, imân ehli ise Allah’tan gelen kanunlarla hayatını sürdürmektedir. Yani bir kısım hiç ortada bile olmayan nefsine güvenmekte diğer kısım ise çok sağlam bir duvara dayanmaktadır, bu ikisi birleşemez işte bu yüzden, bir tarafın kendi özelliğini terk etmesi gerekir ki, bunlarda da nefs ehli olması lâzımdır.