Ev tekûne leke cennetun min naḣîlin ve'inebin fetufeccira-l-enhâra ḣilâlehâ tefcîrâ(n)
(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."
İsrâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(91) (Ev tekûne leke cennetün min nehıylin ve ınebin fetüfeccirel'enhare hılaleha tefciyra;)
"Veyahut hurmalıklardan ve üzümlüklerden senin bir bahçen olsun da ortasından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın." Hurma sıfat mertebesini ifade ediyor, içinde ortasında çekirdek, dışında etli kısmı vardır yani dışıyla içini perdelemiş durumdadır, çekirdek onun zâtıdır ve üstünde onu perdelemiş olan sıfatıdır. Beni İsrâîl esmâ ve sıfat mertebesinde olduğundan bu mertebeden soru soruyorlar, üzümde aynı şekilde bu mertebeyi ifade ediyordur.
Yani sıfat ve esmâ mertebelerinin arasından hayatın kaynaması demektir.
Ef’âl mertebesinde madde âlemine bakıldığında her şey tek tek görülsede mânâ yönü mahiyetinden tek şey olması, işte üzüm sıkılıp şıra yapılması ile buna teşbihtir.