Kiltâ-lcenneteyni âtet ukulehâ velem tazlim minhu şey-â(en)(c) vefeccernâ ḣilâlehumâ neherâ(n)
Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş, hiçbir şey noksan bırakmamış, ikisinin ortasından bir de nehir akıtmışız.
Kehf Suresi'nin 33. ayeti, cennet tasvirinde kullanılan dilin zenginliğini ve bereket kavramının derinliğini ortaya koymaktadır. Ayet, bahçelerin verimliliğini ve Allah'ın lütfunu vurgulayan anahtar kelimelerle doludur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cennet kelimesi, 'örtmek, gizlemek' anlamındaki 'cenn' kökünden gelir. Ağaçların sık dalları ve yaprakları sebebiyle yeri örttüğü için bu isim verilmiştir. Ayetteki 'el-cenneteyn' ise, dünya hayatındaki iki bahçeyi ifade eder ki, bu bahçeler ahiretteki cennetin birer misali gibidir, zira her ikisi de gözlerden gizli güzellikler barındırır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Cennet, Arapların sık ağaçlı, sulak ve güzel bahçeler için kullandığı bir tabirdir. Ayetteki ikil (tesniye) formu, iki ayrı bahçenin varlığını ve bunların birbirine benzer güzelliklerini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Cennet kavramı, Kur'an'da sadece ahiret yurdu olarak değil, aynı zamanda dünya hayatındaki ideal, bereketli ve huzurlu mekanları tanımlamak için de kullanılır. Bu ayetteki 'cenneteyn' dünya nimetlerinin bir tezahürü olarak, Allah'ın lütfunun somut bir göstergesidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): 'Âtet', 'getirdi, verdi' anlamındadır. Burada bahçelerin meyve ve ürünlerini eksiksiz bir şekilde verdiğini ifade eder. Fiilin müennes (dişil) formu, 'el-cenneteyn' kelimesinin müennes oluşuna uygun düşer.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Ety (ء ت ي) kökü, bir şeyin bir yere ulaşması veya bir şeyin meydana gelmesi anlamlarını taşır. Ayetteki 'âtet', bahçelerin doğal döngüsünü tamamlayarak meyvelerini olgunlaştırması ve sunması anlamına gelir, bu da Allah'ın kudretinin bir işaretidir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): 'Ükül', yenilen şey, meyve ve ürün anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, bahçelerin verdiği her türlü yiyecek ve meyveyi kapsar. Bu, bahçelerin sadece estetik değil, aynı zamanda besleyici bir değer taşıdığını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Ükül, ağaçların ve bitkilerin verdiği meyve ve mahsul için kullanılır. Ayetteki 'ükülehâ' ifadesi, bahçelerin kendi ürünlerini, yani yenecek olan meyvelerini tam olarak verdiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zulüm, bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak, haddi aşmak veya eksik bırakmak anlamlarına gelir. Ayetteki 'lem tazlim minhu şey'en' ifadesi, bahçelerin ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmadığını, tam ve eksiksiz bir verim sağladığını belirtir. Bu, Allah'ın adaletinin ve lütfunun bir yansımasıdır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Zulüm kelimesi, Kur'an'da genellikle haksızlık ve haddi aşma anlamında kullanılırken, bu ayetteki bağlamda 'eksik bırakmama, noksanlık yapmama' anlamını taşır. Bahçelerin ürünlerini tam olarak vermesi, Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği ve adaleti gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Tecrîr (فَجَّرْنَا), suyu yeryüzünde akıtmak, fışkırtmak demektir. Ayetteki 'feccecnâ' fiili, Allah'ın kudretiyle iki bahçenin arasından bir ırmak akıttığını ifade eder, bu da bahçelerin bereketini artıran önemli bir unsurdur.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Fecr kökü, bir şeyin yarılması ve içinden bir şeyin çıkması anlamını taşır. 'Feccecnâ' fiili, suyun toprağı yararak veya bir kanalı takip ederek akıtılması eylemini vurgular. Bu, Allah'ın tabiat üzerindeki mutlak hakimiyetini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Nehir, akarsu demektir. Ayetteki 'neharen' kelimesi, bahçelerin ortasından geçen ve onlara hayat veren bir ırmağı ifade eder. Bu, bahçelerin verimliliğinin ve güzelliğinin temel sebeplerinden biridir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nehir, geniş ve akıcı su kütlesi anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, bahçelerin sulanması ve bereketlenmesi için Allah tarafından sağlanan ilahi bir lütfu temsil eder. Nehir, hayatın ve verimliliğin sembolüdür.
Kehf-Mağara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
* Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
وَكَانَ لَهُ ثَمَرٌ فَقَالَلِصَاحِبِهِ وَهُوَ يُحَاوِرُهُ أَنَا أَكْثَرُ مِنكَ مَالاً وَأَعَزُّ نَفَراً
34-) Ve kâne lehu semer fekale li sahıbihi ve huve yuhaviruhu ene ekseru minke malen ve eazzü nefera;