Vekâne lehu śemerun fekâle lisâhibihi vehuve yuhâviruhu enâ ekśeru minke mâlen ve e'azzu neferâ(n)
Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."
İki bağın sahibinin ayrıca başka geliri vardı. Bundan dolayı bu adam arkadaşıyla münakaşa ederken: "Ben malca senden daha zengin ve insan sayısı bakımından da senden daha güçlü ve üstünüm" dedi.
Kehf Suresi 34. ayet, mal ve nüfus çokluğuyla övünen bir kişinin kibirini ve dünya malına düşkünlüğünü dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır. Ayetteki anahtar kavramlar, zenginlik, güç ve diyalog üzerinden bu psikolojik durumu yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'semer' kelimesini ağacın meyvesi olarak tanımlar ve mecazi olarak da bir işin neticesi, faydası ve kazancı için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'semer' ifadesi, kişinin sahip olduğu mal ve mülkün, yani gelirlerinin bir neticesi olarak anlaşılmalıdır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'semer' kelimesinin hem ağaçların meyveleri hem de genel olarak mal ve mülk anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, kişinin sahip olduğu 'semer', onun maddi zenginliğini ve gelir kaynaklarını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'havr' kökünden türeyen 'muhâvere' kelimesinin karşılıklı konuşma, tartışma ve diyalog anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yuhâviruhû' ifadesi, zengin kişinin arkadaşıyla yaptığı karşılıklı konuşmayı, yani diyalogu anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'muhâvere' kelimesinin 'karşılıklı söz alışverişi' anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'yuhâviruhû' ifadesi, zengin kişinin arkadaşıyla girdiği sözlü etkileşimi, yani bir nevi tartışma veya sohbeti mecazi olarak ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kesret' kelimesinin 'çokluk' anlamına geldiğini ve 'ekser'in ise 'daha çok' veya 'en çok' anlamında ism-i tafdil olduğunu belirtir. Ayetteki 'ekseru minke mâlen' ifadesi, kişinin mal varlığı açısından arkadaşından daha üstün olduğunu, daha çok mala sahip olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kesret'in zıddının 'kıllet' (azlık) olduğunu ve 'ekser'in ise bir şeyin nicelik olarak fazlalığını ifade ettiğini açıklar. Ayetteki kullanım, zengin kişinin mal varlığının nicelik olarak arkadaşınınkinden fazla olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mâl' kelimesini 'sahip olunan şey' olarak tanımlar ve genellikle altın, gümüş gibi değerli eşyalar ve servet için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'mâlen' ifadesi, kişinin maddi zenginliğini ve servetini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'mâl' kavramının genellikle dünya hayatının geçici bir süsü ve imtihan vesilesi olarak ele alındığını belirtir. Bu ayetteki 'mâlen' kullanımı, kişinin bu dünya malına verdiği önemi ve bununla övünmesini gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'izzet' kelimesinin 'güç, şeref, üstünlük' anlamlarına geldiğini ve 'eazz'ın ise 'daha güçlü, daha şerefli' anlamında ism-i tafdil olduğunu açıklar. Ayetteki 'eazzü neferan' ifadesi, kişinin nüfus ve kabile gücü açısından arkadaşından daha üstün ve itibarlı olduğunu belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'izzet' kavramının Kur'an'da hem Allah'a ait bir sıfat olarak hem de insanlara verilen bir şeref ve güç olarak kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'eazzü neferan' ifadesi, kişinin kendi gücünü ve sosyal statüsünü, yani nüfus ve destekçi çokluğuyla gelen itibarını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'nefer' kelimesinin genellikle 'bir topluluk, bir grup insan' anlamına geldiğini ve özellikle savaşta veya bir işte destek veren kişileri ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'neferan' ifadesi, zengin kişinin sahip olduğu insan gücünü, yani akrabalarını, hizmetçilerini veya destekçilerini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nefer' kelimesinin 'bir iş için toplanan veya bir yere giden küçük bir grup insan' anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki bağlamda, bu kelime kişinin sosyal gücünü, yani kendisine destek veren veya onunla birlikte hareket eden insan topluluğunu ifade eder.
Kehf-Mağara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
* Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: “Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm.”
وَدَخَلَ جَنَّتَهُ وَهُوَ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِ قَالَ مَا أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَذِهِأَبَداً
35-) Ve dehale cennetehu ve huve zâlimün li nefsih kale ma ezunnü en tebiyde hazihi ebeda;