Velekad sarrafnâ fî hâżâ-lkur-âni linnâsi min kulli meśel(in)(c) vekâne-l-insânu ekśera şey-in cedelâ(n)
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.
Şüphesiz biz, bu Kur'ân'da insanlara çeşitli mânâları türlü misallerle açık olarak verdik. İnsan ise, her şeyden çok mücadelecidir.
Kehf Suresi 54. ayet, Kur'an'ın insanlara çeşitli misallerle hakikatleri açıklamasını ve insanın tartışmacı doğasını vurgular. Ayet, ilahi beyanın açıklayıcılığı ile insan fıtratının bir yönünü karşılaştırmalı bir şekilde ele alır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sarraf kelimesi, bir şeyi bir halden başka bir hale çevirmek, döndürmek anlamındadır. Ayetteki 'sarrafnâ' ifadesi, Kur'an'da hakikatlerin farklı üsluplar, misaller ve delillerle tekrar tekrar, çeşitli yönlerden açıklanmasını ifade eder. Bu, mesajın daha iyi anlaşılması ve zihinlere yerleşmesi içindir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Sarrafnâ fiili, 'beyyennâ' (açıkladık) ve 'kerremnâ' (tekrarladık) anlamlarına gelir. Kur'an'da misallerin 'tasrifi', yani çeşitli şekillerde sunulması, muhatabın idrak seviyesine göre farklı açılardan konunun ele alınmasıdır. Bu, Kur'an'ın belagat ve açıklık özelliğini gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Tasrîf kavramı, bir şeyin farklı yönlerini, veçhelerini ortaya koymak, bir konuyu çeşitli açılardan ele almak demektir. Ayetteki kullanımı, Kur'an'ın hakikatleri tek bir kalıpta değil, farklı misaller, kıssalar ve delillerle sunarak insanlara daha anlaşılır kılma çabasını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kur'an kelimesi, 'karae' fiilinden türemiştir ve hem okumak hem de toplamak anlamlarını içerir. Allah'ın kelamını toplayan ve okunan kitap olması hasebiyle bu ismi almıştır. Ayette, ilahi mesajın kaynağı ve misallerin sunulduğu mecra olarak zikredilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an, İslam'ın temel kavramsal yapısını oluşturan ana metindir. 'Okuma' eylemiyle doğrudan ilişkili olup, vahyin sözlü aktarımını ve yazıya geçirilmiş halini ifade eder. Ayetteki bağlamda, insanlara hakikatleri açıklayan ve yol gösteren ilahi rehber olarak konumlandırılmıştır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kur'an, Allah'ın kelamıdır ve mucizevi bir şekilde nazil olmuştur. Okunması ibadet olan, Fatiha ile başlayıp Nas ile biten kitaptır. Ayette, misallerin ve açıklamaların kaynağı olarak, insanlara hitap eden ilahi bir beyan olarak vurgulanır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Mesel, bir şeyin benzeri veya ona uygun olanıdır. Kur'an'da 'misal' olarak kullanıldığında, bir hakikati açıklamak, bir durumu somutlaştırmak veya bir ibret dersi vermek amacıyla zikredilen benzetme veya kıssa anlamına gelir. Ayette, Allah'ın insanlara hakikatleri farklı yollarla anlattığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mesel, bir şeyin niteliğini açıklayan, onu benzeriyle karşılaştıran veya bir durumu somutlaştıran sözdür. Kur'an'da misaller, soyut kavramları anlaşılır kılmak, öğüt vermek ve insanları düşünmeye sevk etmek için kullanılır. Ayetteki 'min külli mesel' ifadesi, her türlü misalin kullanıldığını belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Mesel, bir şeyi açıklamak için kullanılan benzetme veya örnektir. Kur'an'da misaller, genellikle akli delillerin yanı sıra, insanların zihinlerinde canlandırma ve konuyu daha iyi kavrama amacıyla sunulur. Bu ayette, Kur'an'ın öğretim metodolojisinin bir parçası olarak misallerin çeşitliliğine dikkat çekilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İnsan kelimesi, 'üns' (yakınlık, sosyallik) veya 'nisyan' (unutkanlık) kökünden türemiş olabilir. Kur'an'da genellikle zayıf, aceleci, nankör veya tartışmacı yönleriyle ele alınır. Bu ayette, insanın 'cedel' (tartışma) eğilimine vurgu yapılarak, fıtratındaki bu özellik öne çıkarılır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'insan' kavramı, hem yüce bir yaratılışa sahip, halife olarak seçilmiş bir varlık olarak hem de zayıflıkları, kusurları ve isyankâr eğilimleriyle tasvir edilir. Bu ayette, insanın olumsuz bir özelliği olan 'tartışmacılık' yönü, ilahi mesaj karşısındaki tavrını açıklamak için kullanılır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): İnsan, 'üns' kökünden gelirse, diğer insanlarla ülfet eden, sosyal bir varlık demektir. Eğer 'nisyan' kökünden gelirse, unutkanlığı sebebiyle hata yapmaya meyilli demektir. Ayetteki bağlamda, insanın tartışmaya olan düşkünlüğü, onun bu fıtri zayıflıklarından biri olarak sunulur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Cedel, bir şeyi sağlamlaştırmak veya bir görüşü savunmak için yapılan tartışmadır. Ancak Kur'an'da genellikle olumsuz anlamda, hakikati kabul etmemek için yapılan boş ve inatçı tartışmaları ifade eder. Ayette, insanın bu tür tartışmalara aşırı düşkünlüğü eleştirilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cedel, bir şeyi bükmek, çevirmek anlamındaki 'cedel' kökünden gelir. Tartışmada da kişi, rakibini kendi görüşüne çevirmeye çalışır. Kur'an'da 'cedel', bazen güzel bir şekilde (cedel-i hasen) öğüt vermek için kullanılırken, bu ayetteki gibi genellikle hakikati reddetmek için yapılan inatçı ve faydasız tartışmaları ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Cedel, bir konuda çekişmek, münakaşa etmek demektir. Ayette, insanın fıtratında var olan bu tartışmacı eğilimin, hakikat karşısında çoğu zaman olumsuz bir tavra dönüştüğüne işaret edilir. Kur'an'ın sunduğu açık delillere rağmen insanın tartışmaya devam etmesi, onun bu özelliğinin bir göstergesidir.
Kehf-Mağara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
* Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.
وَمَا مَنَعَ النَّاسَ أَن يُؤْمِنُواإِذْ جَاءهُمُ الْهُدَى وَيَسْتَغْفِرُوا رَبَّهُمْ إِلَّا أَن تَأْتِيَهُمْ سُنَّةُ
الْأَوَّلِينَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ الْعَذَابُ قُبُلاً
55-) Ve ma meneanNase en yu'minu iz caehümül hüda ve yestağfiru Rabbehüm illâ en te'tiyehüm sünnetül evveliyne ev ye'tiyehümül azâbü kubüla;