İçeriğe atla
Meryem 23Cüz 16 · Sayfa 306

Meryem Sûresi 23. Âyet

مريم

Sohbete sor

Feecâehâ-lmeḣâdu ilâ ciż'i-nnaḣleti kâlet yâ leytenî mittu kable hâżâ vekuntu nesyen mensiyyâ(n)

Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!" dedi.

Meryem Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(23) Fe ecâe hel mehâdû ilâ ciz’ın nahleti, kâlet yâ leytenî mittu kable hâzâ ve kuntu nesyen mensîyyen.)

“Doğum sancısı onu, bir hurma ağacının gövdesine (sığınmaya) mecbur etti. “Keşke ben bundan önce ölseydim, unutularak unutulmuşların (arasına karışsaydım).” dedi.”

Bu büyük insânları çektikleri bu tür sıkıntıların hepsi bizlere rahmet olmaktadır ve bir bakıma bu mertebelerin kefaretini onlar çekmektedir. Gerek peygamberân hâzerâtı gerek ehlullah gerekse irfân ehli diğerlerinin günahlarını karşılamaya fedâilerdir çünkü hâdiseleri ancak yaşayan bilir. Peygamberân hâzerâtının mertebelerinin ortaya çıkması için de bu hâdiselerin yaşanması gerekmektedir. Bizler ise bu yaşantılardan haberdar olduktan sonra onların fizîkî mânâda yaşadıklarını ilmi mânâda yaşamaktayız. Eğer bu hâdiseler fizîkî olarak yaşanmamış olsalardı gaybda kalır ve zuhura çıkmamış olurlardı.

Efendimizin (s.a.v.) ümmetine lisânından Kûr’ân-ı Kerîm’i üflemesinden sonra gelen bu tür sohbetlerde Rûh’ûl Kudüsün hakîkâtinin muhatab olan kulaklara, gönüllere üflenmesidir. Eğer bu şekilde bir üflenme olmasa bizde Îsâ (a.s.) ın mânâsı doğmaz. Okuduklarımızda onları bizden uzak beni İsrâil peygamberleri olarak görürüz oysa onlar sadece beni İsrâîl peygamberleri değil beni İslâm’ın malzemeleridir ve Cenâb-ı Hakk (c.c.) onları bunun için o isimler ile zuhura getirmiştir. Rûh’ûl Kudüs ile gönüllere aktarılan bu mânâların doğmaması ise mümkün değildir, eğer doğum olmuyorsa kudsi değil ilmî mânâda demektir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)