Fekulî veşrabî vekarrî ‘aynâ(en)(s) fe-immâ terayinne mine-lbeşeri ehaden fekûlî innî neżertu lirrahmâni savmen felen ukellime-lyevme insiyyâ(n)
"Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, "Şüphesiz ben Rahman'a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım" de.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(26) (Fe kulî veşrabî ve karrî aynen, fe immâ terayinne minel beşeri ehaden fe kûlî innî nezertu lir rahmâni savmen fe len ukellimel yevme insîyyen;)
“Artık ye ve iç, gözün aydın olsun! Bundan sonra eğer beşerden bir kimseyi görürsen, o zaman (ona şöyle) söyle: “Muhakkak ki ben, Rahmân'a (konuşmama) orucu nezrettim (adadım). Bu sebeple bugün
bir insânla asla konuşmayacağım.” Sûre-i Şerîfin başlarında Zekeriyyâ (a.s.) da doğacak çocuğuna işâret istediğinde üç gece konuşamamasını işâret olarak göstermişti Cenâb-ı Hakk (c.c.) ve bu şekilde o mertebede Cenâb-ı Hakk (c.c.) tarafından konuşma sistemi faaliyet dışı bırakılmış olmaktadır. Hz. Meryem ise yine bu mertebe gereği olarak irâdi olarak “konuşmayacağım” demektedir.
Fenâfillah’a yönelmiş olan kişi Yahyâ’nın doğumu sırasında konuşamıyor. Fenâfillah’ın gerçek zuhuru Îsâ (a.s.) da ise “konuşmayacağım” yâni “fenâfillah mertebesinden size haber vermeyeceğim” ifâdesi olmaktadır çünkü bu haberi Îsâ (a.s.) verecek yâni o bilgiyi Îsâ (a.s.) getirecektir.