Feetet bihi kavmehâ tahmiluh(u)(s) kâlû yâ meryemu lekad ci/ti şey-en feriyyâ(n)
Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: "Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!"
Sonra Meryem onu (İsa'yı) yüklenerek kavmine getirdi. Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın."
Meryem Suresi 27. ayet, Meryem'in Hz. İsa ile kavmine gelişi ve kavminin ona yönelttiği suçlamayı dilbilimsel olarak ele almaktadır. Ayet, 'getirmek', 'kavim' ve 'utanılacak şey' gibi kavramlar üzerinden Meryem'in içinde bulunduğu zor durumu ve toplumun tepkisini yansıtmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'أتى' fiilinin bir yere veya bir şeye ulaşmak, gelmek anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'فَأَتَتْ بِهِۦ قَوْمَهَا' ifadesi, Meryem'in çocuğuyla birlikte kavminin yanına gelmesini, yani bir varlığı bir yere ulaştırmasını anlatır. Bu, sadece fiziksel bir gelişi değil, aynı zamanda bir durumu veya olayı da beraberinde getirmeyi ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'أتى' fiilinin bazen 'getirmek' anlamında da kullanılabileceğini ima eder. Ayetteki 'بِهِۦ' (onunla birlikte) edatıyla birlikte kullanılması, Meryem'in çocuğu 'getirdiğini' vurgular. Bu, Meryem'in kavminin karşısına sadece kendisinin değil, aynı zamanda doğurduğu çocukla birlikte çıktığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'قوم' kelimesinin 'kıyam' kökünden türediğini ve bir iş üzerinde duran, bir araya gelmiş insan topluluğu anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'قَوْمَهَا' ifadesi, Meryem'in kendi ailesi ve kabilesi gibi, onunla sosyal ve kültürel bağları olan insanları ifade eder. Bu topluluk, Meryem'in durumuna tepki gösteren ve onu sorgulayan kesimdir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'قوم' kelimesinin bir topluluğu, bir cemaati ifade ettiğini ve genellikle erkekler için kullanıldığını ancak bazen kadınları da kapsayabileceğini belirtir. Ayetteki bağlamda, Meryem'in karşılaştığı ve onu yargılayan topluluğu temsil eder. Bu, Meryem'in içinde bulunduğu sosyal baskıyı ve toplumsal normların gücünü gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'حمل' fiilinin bir şeyi taşımak, yüklenmek anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'تَحْمِلُهُۥ' ifadesi, Meryem'in çocuğu kucağında veya kolları arasında taşıyarak kavminin önüne çıkmasını anlatır. Bu durum, Meryem'in masumiyetini kanıtlama çabasının bir parçası olarak, çocuğun varlığını fiziksel olarak ortaya koyduğunu gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'حمل' fiilinin hem fiziksel taşımayı hem de bir sorumluluğu veya yükü üstlenmeyi ifade edebileceğini belirtir. Ayetteki 'تَحْمِلُهُۥ' ifadesi, Meryem'in hem çocuğu fiziksel olarak taşıdığını hem de bu çocuğun getirdiği toplumsal yükü ve sorumluluğu üstlendiğini vurgular. Bu, Meryem'in yaşadığı zorluğun ve cesaretinin bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'شيء' kelimesinin var olan veya var olabilecek her şeyi kapsayan genel bir isim olduğunu belirtir. Ayetteki 'شَيْـًٔا فَرِيًّا' ifadesinde 'şey' kelimesi, Meryem'in yaptığı ve kavminin gözünde büyük bir suç teşkil eden eylemi veya durumu ifade eder. Bu, kavmin Meryem'in durumunu genel bir 'olay' veya 'vaka' olarak gördüğünü gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Ebu'l-Bekâ, 'شيء' kelimesinin 'var olan' veya 'var olabilecek' her türlü mevcudu ifade ettiğini açıklar. Ayetteki bağlamda, kavmin Meryem'e yönelttiği suçlamanın somut bir karşılığı olarak 'bir şey' ifadesi kullanılır. Bu, Meryem'in doğurduğu çocuğun, kavim tarafından 'kabul edilemez bir şey' olarak algılandığını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'فريّ' kelimesinin 'büyük, korkunç, şaşırtıcı' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'شَيْـًٔا فَرِيًّا' ifadesi, Meryem'in yaptığı şeyin kavim tarafından olağanüstü derecede kötü, kabul edilemez ve şaşırtıcı bulunduğunu vurgular. Bu, kavmin Meryem'e karşı duyduğu şoku ve öfkeyi yansıtır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'فريّ' kelimesinin 'uydurma, yalan, iftira' anlamlarına da gelebileceğini belirtir. Ayetteki bağlamda, kavim Meryem'in durumunu 'büyük bir yalan' veya 'korkunç bir iftira' olarak algılamıştır. Bu, Meryem'in masumiyetine inanmayan kavmin, onun durumunu ahlaki bir sapma olarak değerlendirdiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'f-r-y' kökünün Kur'an'da genellikle 'yaratmak, uydurmak, iftira atmak' gibi anlamlarda kullanıldığını ve 'büyük, olağanüstü' bir şeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'فَرِيًّا' kelimesi, kavmin Meryem'in durumunu sadece kötü değil, aynı zamanda 'akıl almaz' ve 'emsali görülmemiş' bir olay olarak gördüğünü vurgular. Bu, Meryem'in karşılaştığı toplumsal yargının şiddetini ortaya koyar.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(27) (Fe etet bihî kavmehâ tahmiluhu, kâlû yâ meryemu lekad ci’ti şey’en ferîyyen.)
“Böylece onu yüklenmiş olarak kavmine getirdi. (Kavmindekiler) dediler ki: “Ey Meryem! Andolsun ki sen, acayip (kötü) bir şey yaptın.” Kavimdekilerin şartlanmaları gereği doğacak çocuğun babasının olması gerektiğinden bu şekilde tepki gösterdiler. Ve bu hâdise Hz. Meryem’in yanı sıra kavmi içinde bir imtihandı.