Kâle rabbi innî vehene-l'azmu minnî veşte'ale-rra/su şeyben velem ekun bidu'â-ike rabbi şekiyyâ(n)
O, şöyle demişti: "Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım."
Şöyle demişti: "Ey Rabbim! Şüphesiz (artık öyle bir durumdayım ki) benim kemiğim zayıflayıp gevşedi ve başım(ın saçı) bembeyaz alev gibi tutuştu. Sana dua etmekle de ey Rabbim, hiçbir zaman bedbaht olmadım."
Meryem Suresi'nin 4. ayeti, Hz. Zekeriya'nın yaşlılığını ve Allah'a olan güvenini dile getirdiği bir münacatı içermektedir. Ayet, bedensel zayıflığı ve saçların ağarmasını tasvir ederken, duanın kabul edileceğine dair güçlü bir inancı vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vehen' kelimesinin bedensel veya manevi güçsüzlüğü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'vehene'l-azm' ifadesi, kemiklerin yaşlılık nedeniyle zayıflamasını, gücünü kaybetmesini ve kırılgan hale gelmesini anlatır. Bu, Hz. Zekeriya'nın fiziksel durumunun bir tasviridir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'vehene' kelimesini 'za'ufe' (zayıfladı) olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, kemiklerin gücünü yitirmesi ve yaşlılığın getirdiği fiziksel çöküşü mecazi bir dille ifade eder. Bu, duanın kabulü için bir engel olarak görülebilecek bedensel zayıflığın dile getirilmesidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'azm' kelimesinin bedenin iskeletini oluşturan kemikler olduğunu belirtir. Ayetteki 'vehene'l-azm' ifadesi, yaşlılık sebebiyle kemiklerin gücünü kaybetmesi, zayıflaması ve kırılgan hale gelmesi durumunu vurgular. Bu, Hz. Zekeriya'nın fiziksel yaşlılığının somut bir göstergesidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'azm' kelimesinin bedenin direği ve temel yapısı olduğunu ifade eder. Ayetteki bağlamda, kemiklerin zayıflaması, tüm bedenin güçsüzleştiği ve yaşlılığın derinleştiği anlamına gelir. Bu, Hz. Zekeriya'nın Allah'a yönelirken içinde bulunduğu acziyeti dile getirmesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'işteale' kelimesinin aslen ateşin tutuşması ve yayılması anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'işteale'r-re'sü şeyben' ifadesi, saçların beyazlığının başı tamamen kaplamasını, tıpkı ateşin bir şeyi sarıp sarmalaması gibi, mecazi bir anlatımla tasvir eder. Bu, yaşlılığın belirgin bir alametidir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'işteale' kelimesinin 'intişar' (yayılma) ve 'zuhur' (ortaya çıkma) anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki kullanımı, beyaz saçların başın her yerine yayılmasını ve yaşlılığın açıkça görünür hale gelmesini mecazi bir benzetmeyle anlatır. Bu, Hz. Zekeriya'nın yaşlılığının görsel bir tasviridir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Es-Sicistânî, 'şeyb' kelimesinin saçların beyazlaması olduğunu belirtir. Ayetteki 'işteale'r-re'sü şeyben' ifadesi, başın beyaz saçlarla dolup taşmasını, yaşlılığın belirgin bir işareti olarak sunar. Bu, Hz. Zekeriya'nın fiziksel yaşlılığının bir başka göstergesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'şeyb' kavramının genellikle yaşlılık, zayıflık ve ölümün yaklaştığına dair bir işaret olarak kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'şeyben' kelimesi, Hz. Zekeriya'nın fiziksel olarak yaşlandığını ve bu durumun Allah'a olan yakarışının samimiyetini artırdığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şakî' kelimesinin 'saîd' (mutlu) kelimesinin zıttı olduğunu ve bedbahtlık, mutsuzluk anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lem ekun bi-du'âike Rabbi şakıyyâ' ifadesi, Hz. Zekeriya'nın Allah'a yaptığı duaların hiçbir zaman karşılıksız kalmadığını, bu dualar sayesinde bedbaht olmadığını ve umutsuzluğa düşmediğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): El-Kefevî, 'şakâvet'in hayırdan mahrum kalmak ve zorluklarla karşılaşmak olduğunu ifade eder. Ayetteki 'şakıyyâ' kelimesi, Hz. Zekeriya'nın Allah'a yönelmekle hiçbir zaman hayırdan mahrum kalmadığını, dualarının hep kabul gördüğünü ve bu sayede bedbahtlık yaşamadığını dile getirir. Bu, Allah'a olan tam güvenin bir ifadesidir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.