Vevehebnâ lehu min rahmetinâ eḣâhu hârûne nebiyyâ(n)
Rahmetimiz sonucu kardeşi Harun'u bir nebi olarak kendisine bahşettik.
Rahmetimizden de ona, kardeşi Harun'u bir peygamber olarak ihsan eyledik. Meâli Şerifi
Bu ayet, Allah'ın Musa'ya olan lütfunu ve rahmetini, kardeşi Harun'u peygamber olarak bahşetmesi üzerinden ifade etmektedir. Anahtar kavramlar, ilahi bağışın ve peygamberliğin mahiyetini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Vehb kelimesi, karşılıksız olarak bir şeyi vermektir. Ayetteki 'vehebnâ' ifadesi, Allah'ın Musa'ya, kendi rahmetinden bir lütuf olarak Harun'u peygamberlik vasfıyla bahşettiğini gösterir. Bu, bir karşılık beklenmeksizin yapılan ilahi bir ihsandır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Vehb, Allah'ın kullarına lütfettiği şeyleri ifade eder. Burada 'vehebnâ lehu' ifadesi, Allah'ın Musa'ya özel bir ikramı ve desteği olarak Harun'u verdiğini, bu bağışın ilahi bir iradeyle gerçekleştiğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Vehb kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'ın insanlara bahşettiği nimetler, evlatlar veya peygamberlik gibi özel lütuflar için kullanılır. Ayetteki 'vehebnâ' fiili, Allah'ın Musa'ya olan özel ilgisini ve ona bir yardımcı olarak Harun'u peygamber kılmasıyla tecelli eden ilahi cömertliği ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahmet, kalpteki incelik ve şefkatin gerektirdiği iyilik ve ihsandır. Allah'ın rahmeti ise, sadece iyilik ve ihsanın kendisidir, zira O'nda incelik ve şefkat gibi duygusal haller söz konusu değildir. Ayetteki 'min rahmetinâ' ifadesi, Harun'un peygamber olarak verilmesinin, Allah'ın Musa'ya yönelik sonsuz lütuf ve merhametinin bir tecellisi olduğunu belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Rahmet, Allah'ın kullarına yönelik genel ve özel ihsanlarını kapsar. Burada 'rahmetinâ' kelimesi, Harun'un peygamber olarak Musa'ya destek olması gibi özel bir lütfu ifade eder. Bu, Allah'ın Musa'ya olan şefkatinin ve ona yardım etme arzusunun bir göstergesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rahmet, Kur'an'da Allah'ın en temel sıfatlarından biridir ve O'nun yaratılmışlara karşı olan iyilik, şefkat ve bağışlayıcılığını ifade eder. Ayetteki 'min rahmetinâ' ifadesi, Harun'un peygamber olarak atanmasının, Allah'ın Musa'ya olan ilahi lütfunun ve ona görevinde destek olma arzusunun bir sonucu olduğunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Aḫ, nesep bağıyla birbirine bağlı olan kişiyi ifade eder. Ayetteki 'ehâhu' kelimesi, Harun'un Musa'nın öz kardeşi olduğunu açıkça belirtir. Bu, peygamberlik görevinde ona destek olacak yakın bir bağın varlığını vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Aḫ kelimesi, kan bağıyla birbirine bağlı olan kişiyi ifade eder. Ayetteki 'ehâhu' ifadesi, Harun'un Musa'nın kardeşi olduğunu ve bu kardeşlik bağının, Allah'ın lütfuyla peygamberlik görevinde bir araya gelmelerini sağladığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nebî kelimesi, 'nebe'' kökünden gelir ve haber veren, Allah'tan haber alan kişi anlamına gelir. Ayetteki 'nebiyyen' ifadesi, Harun'un sadece bir kardeş değil, aynı zamanda Allah tarafından seçilmiş, vahiy alan ve insanlara ilahi mesajı iletmekle görevlendirilmiş bir peygamber olduğunu açıkça belirtir.
Ebû'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Nebî, Allah'ın kendisine vahyettiği ve insanlara tebliğ etmekle emrolunduğu kişidir. Ayette Harun'un 'nebiyyen' olarak nitelendirilmesi, onun Musa ile birlikte ilahi görevi üstlendiğini ve bu görevin Allah katından bir atama olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Nebî kelimesi, Kur'an'da Allah'ın seçtiği, vahiy yoluyla bilgilendirdiği ve insanlara doğru yolu göstermekle görevlendirdiği şahsiyetleri ifade eder. Ayette Harun'un 'nebiyyen' olarak zikredilmesi, onun Musa'nın peygamberlik görevinde sadece bir yardımcı değil, aynı zamanda kendi başına da bir peygamber olduğunu ve bu görevin ilahi bir atama ile gerçekleştiğini vurgular.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(53) (Ve vehebnâ lehu min rahmetinâ ehâhu hârûne nebîyyen.)
“Ve ona, rahmetimizden kardeşi Hârûn (a.s) ı Nebî olarak bahşettik.”