İçeriğe atla
Meryem 7Cüz 16 · Sayfa 305

Meryem Sûresi 7. Âyet

مريم

Sohbete sor

Yâ zekeriyyâ innâ nubeşşiruke biġulâmin(i)smuhu yahyâ lem nec'al lehu min kablu semiyyâ(n)

(Allah, şöyle dedi:) "Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik."

Meryem Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(7) (Yâ zekeriyyâ innâ nubeşşiruke bi gulâminismuhu yahyâ lem nec’al lehu min kablu semîyyen.)

“Ey Zekeriyyâ! Gerçekten Biz seni, ismi Yahyâ olan bir oğlan çocuk ile müjdeliyoruz. Onunla (o isimle) daha önce bir kimseyi isimlendirmedik.” Bu Âyeti kerîme zâti Âyeti kerîmelerdendir ve Cenâb-ı Hakk (c.c.) bizzât hitâp etmektedir.

Seyri sülûk yolunda ilerleyerek geldiğimiz Zekeriyyâ mertebesinde artık bu tezkiye edilmiş, temizlenmiş olan bilgilerimize bir Yahyâ ile “Hayat” vermek gerekmektedir bunun sonrasında da “Îsâ” yâni “Ayn” ve “Sîn” hakîkâti üzerine sıfat mertebesinin müşâhede yolu açılmış olmaktadır. Bu mertebeye gelen sâlik önceki mertebelerin hepsinde tezkiyesi yapmış demektir zâten ve buraya gelince de sıfat mertebesine geçmek için iç bünyesinde kalmış olan son benlik elbisesini tezkiye etmesi gerekiyor.

Demek ki tezkiyeye vâris olarakta Yahyâ yâni sâf, temiz bir “Hayat” gerekmektedir. Ve bu kemâlat bu mertebenin son kemâlatıdır çünkü Yahyâ doğduğu anda Zekeriyyâ ve Meryem yaşıyorlarken Îsâ yâni tevhid-i sıfat henüz yoktur, bâtındadır.

Bu nedenle bir sâlik bu mertebelere çok geç yaşlara kalmadan ulaşmalıdır ki sonrasında ulaşılması gereken Îsevîyyet ve Muhammedîyyet, bakâbillah mertebeleri vardır. Derviş Cenâb-ı Hakk (c.c.) tan bir veled-i kalb istediğinde Cenâb-ı Hakk (c.c.) ona “Ey kulum Ben sana veled-i kalbi seyri sülûka başlarken vermiştim” diyecek, bu durumda derviş de “Ya Rabbi biz onu o mertebelerde kullandık artık bu mertebeyi anlayacak bir veledi-i kalb ver” diyerek talebini yineleyecektir.

Geçmişteki her peygamber sâdece kendi mertebesinin idrâki ile yaşıyor iken ümmet-i Muhammed’in ise bütün bu mertebeleri tahsil etmesi gerekmektedir ki bu da bu nedenle seyrimizi sıkıştırılmış sürelere sığdırmalıyız. Bu şekildeki sohbetlerde gösterilen hedeflere kişinin yönelip, çok çalışması ile o hedeflere ulaşıp aşması mümkün olmaktadır yoksa klâsik bir târikat anlayışı içerisinde sâdece zikir çekmekle bu mertebeler aşılamaz.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)