Kâle rabbi ennâ yekûnu lî ġulâmun vekâneti-mraetî ‘âkiran vekad belaġtu mine-lkiberi ‘itiyyâ(n)
Zekeriyya, "Rabbim!" "Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?" dedi.
Zekeriyya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi.
Bu ayet, Zekeriya peygamberin yaşlılığına ve eşinin kısırlığına rağmen bir erkek çocuk sahibi olma ihtimaline şaşkınlığını ifade etmektedir. Anahtar kavramlar, bu şaşkınlığın ve imkansız gibi görünen durumun dilbilimsel ve semantik derinliğini ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ğulâm' kelimesinin 'ğulûm' kökünden geldiğini ve ergenlik çağına yaklaşan veya bu çağa girmiş erkek çocuk için kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, Zekeriya'nın yaşlılığına rağmen bir erkek evlat beklentisini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ğulâm' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'erkek çocuk' anlamında kullanıldığını ve bu ayette de Zekeriya'nın Allah'tan istediği evladın cinsiyetini açıkça belirttiğini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'âkır' kelimesinin 'akr' kökünden türediğini ve hem erkek hem de kadın için çocuk doğuramama veya döl verememe durumunu ifade ettiğini açıklar. Ayette, Zekeriya'nın eşinin kısırlığının, çocuk sahibi olmalarına engel teşkil eden temel faktörlerden biri olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'âkır' kelimesinin 'çocuk doğurmayan kadın' anlamına geldiğini ve bu durumun genellikle doğuştan veya sonradan oluşan bir kusurdan kaynaklandığını belirtir. Ayette, Zekeriya'nın eşinin bu özelliğinin, onun şaşkınlığını artıran bir sebep olduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'bülûğ' kelimesinin bir şeye ulaşmak, son noktasına varmak anlamına geldiğini belirtir. Ayette, Zekeriya'nın 'minel-kiberi itiyyâ' (yaşlılıkta son derece ileri bir noktaya) ulaşmasını ifade ederek, onun fiziksel durumunun çocuk sahibi olmaya elverişli olmadığını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'bülûğ' kavramının Kur'an'da genellikle bir hedefe veya duruma ulaşmayı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, Zekeriya'nın yaşlılıkta ulaştığı 'itî' (aşırı yaşlılık) durumunu vurgulayarak, onun insani sınırlarını ve Allah'ın kudretinin bu sınırları aşan yönünü ortaya koyduğunu ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'itî' kelimesinin 'utuvv' kökünden geldiğini ve 'kemiklerin zayıflaması, gücün tükenmesi ve yaşlılıkta ileri bir dereceye ulaşma' anlamına geldiğini açıklar. Ayette, Zekeriya'nın fiziksel olarak çocuk sahibi olamayacak kadar yaşlandığını ve bu durumun onun şaşkınlığını haklı çıkardığını belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'itî' kelimesinin 'aşırı yaşlılık' ve 'kemiklerin katılaşması' anlamlarına geldiğini ifade eder. Bu ayette, Zekeriya'nın yaşlılığının sadece bir sayıdan ibaret olmadığını, aynı zamanda fiziksel olarak da çocuk sahibi olmaya engel teşkil eden bir duruma işaret ettiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'itî' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'aşırıya gitme, haddi aşma' anlamında kullanıldığını ancak bu ayette 'yaşlılıkta aşırıya gitme, son derece yaşlanma' anlamında mecazi bir kullanım olduğunu belirtir. Zekeriya'nın durumunun, insan gücünün sınırlarını aşan bir noktaya geldiğini ifade eder.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(8) (Kâle rabbî ennâ yekûnu lî gulâmun ve kânetimreetî âkıran ve kad belagtu minel kiberi ıtîyyen.)