Kâle keżâlike kâle rabbuke huve ‘aleyye heyyinun vekad ḣalektuke min kablu velem teku şey-â(n)
(Vahiy meleği) dedi ki: Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: "Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım."
(Allah yahut Cebrail ona şöyle) dedi: "Dediğin gibidir, (fakat) Rabbin buyurdu ki, bu işi yapmak bana kolaydır. Nitekim bundan önce seni yarattım. Halbuki sen hiçbir şey değildin."
Meryem Suresi 9. ayet, Allah'ın kudretini ve yaratma fiilinin kolaylığını vurgulamaktadır. Ayet, Hz. Zekeriya'ya bir çocuk müjdesi verilirken, Allah'ın 'kolay' ve 'yaratma' kavramları üzerinden mutlak gücünü ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kavl' kelimesini, 'bir şeyin ifade edilmesi, sözle veya başka bir yolla anlatılması' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın veya O'nun elçisinin kesin ve bağlayıcı bir hükmü veya müjdeyi bildirmesi anlamındadır. Bu, sadece bir konuşma değil, aynı zamanda bir irade beyanıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kavl' kelimesinin Kur'an'da bazen 'emir' veya 'hüküm' anlamında kullanılabileceğini belirtir. Bu ayetteki 'قَالَ', Allah'ın bir emrini veya takdirini ifade etmekte olup, Hz. Zekeriya'ya verilen müjdenin kesinliğini ve gerçekleşeceğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rabb' kelimesini 'terbiye eden, ıslah eden, sahip olan, yöneten' olarak açıklar. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, Allah'ın Hz. Zekeriya üzerindeki mutlak otoritesini, onu terbiye edişini ve ona karşı olan lütfunu vurgular. Bu, sadece bir yaratıcı değil, aynı zamanda sürekli ilgilenen bir varlık olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rabb' kavramının Kur'an'da 'yaratıcı, besleyici, koruyucu ve hükmedici' anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, Allah'ın Hz. Zekeriya'ya mucizevi bir şekilde çocuk vermesiyle tecelli eden bu çok yönlü egemenliğini ve kudretini pekiştirir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Rabb' kelimesinin 'bir şeyi tedricen kemale erdiren' anlamını taşıdığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, Allah'ın Hz. Zekeriya'nın durumunu (yaşlılık ve eşinin kısırlığı) bilerek, ona bir çocuk bahşetmesiyle, O'nun terbiye edici ve kemale erdirici vasfının bir tecellisi olduğu anlaşılır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hevn' kökünden türeyen 'heyyin' kelimesini 'kolay, hafif, önemsiz' olarak açıklar. Ayetteki 'هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ' ifadesi, Allah için bir şeyin yaratılmasının veya gerçekleştirilmesinin hiçbir zorluk arz etmediğini, O'nun kudretine nispetle her şeyin kolay olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'heyyin' kelimesinin 'zorluk içermeyen, zahmetsiz' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, yaşlı ve kısır bir çiftten çocuk yaratmanın insanlar için imkansız görünse de, Allah için son derece kolay ve zahmetsiz bir fiil olduğunu ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'heyyin' kelimesinin Kur'an'da genellikle Allah'ın kudretinin sınırsızlığını ve O'nun için hiçbir şeyin zor olmadığını vurgulamak amacıyla kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, bu kelime, Allah'ın mucizevi yaratma gücünü ve iradesinin mutlaklığını pekiştirir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'halk' kelimesini 'yoktan var etmek, bir şeyi takdir etmek ve onu meydana getirmek' olarak açıklar. Ayetteki 'خَلَقْتُكَ' ifadesi, Allah'ın Hz. Zekeriya'yı daha önce hiçbir şey değilken var ettiğini, dolayısıyla şimdi de ona bir çocuk vermesinin O'nun için zor olmadığını kanıtlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'halk' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi ölçüp biçerek, takdir ederek meydana getirmek' olduğunu belirtir. Ayetteki 'seni yarattım' ifadesi, Allah'ın mutlak yaratma gücünü ve bu gücün geçmişte nasıl tecelli ettiğini hatırlatarak, gelecekteki bir yaratma fiilinin de aynı kolaylıkla gerçekleşeceğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'halk' kavramının Kur'an'da 'yoktan var etme' ve 'bir şeyi belirli bir ölçü ve düzene göre meydana getirme' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'خَلَقْتُكَ', Allah'ın başlangıçtaki yaratma fiilini hatırlatarak, O'nun kudretinin sınırsızlığını ve her şeye kadir olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şey' kelimesini 'var olan veya var olabilecek her türlü nesne veya kavram' olarak tanımlar. Ayetteki 'وَلَمْ تَكُ شَيْـًٔا' ifadesi, Hz. Zekeriya'nın yaratılmadan önce mutlak bir yokluk içinde olduğunu, yani hiçbir varlığa sahip olmadığını vurgular. Bu, Allah'ın yoktan var etme kudretinin delilidir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'şey' kelimesinin Kur'an'da bazen 'hiçbir şey' anlamında nefy (olumsuzluk) ile birlikte kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın yaratma fiilinin başlangıcını, yani var olmayan bir şeyi var etmesini açıkça ortaya koyar.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(9) (Kâle kezâlike, kâle rabbuke huve aleyye heyyinun ve kad halaktuke min kablu ve lem teku şey’en.)
“İşte böyle.” dedi. Senin Rabbin: “O, bana kolaydır. Daha önce sen bir şey değilken seni, Ben halketmiştim.” buyurdu.