İçeriğe atla
Bakara 247Cüz 2 · Sayfa 40

Bakara Sûresi 247. Âyet

البقرة

Sohbete sor

Vekâle lehum nebiyyuhum inna(A)llâhe kad be'aśe lekum tâlûte melikâ(en)(c) kâlû ennâ yekûnu lehu-lmulku ‘aleynâ venahnu ahakku bilmulki minhu velem yu/te se'aten mine-lmâl(i)(c) kâle inna(A)llâhe-stafâhu ‘aleykum vezâdehu bestaten fi-l'ilmi velcism(i)(s) ve(A)llâhu yu/tî mulkehu men yeşâ(u)(c) va(A)llâhu vâsi'un ‘alîm(un)

Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız. Ona zenginlik de verilmemiştir" dediler. Peygamberleri şöyle dedi: "Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı." Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

Bakara Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ اللّهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكاً قَالُوَاْ أَنَّى يَكُونُ لَهُ الْمُلْكُ عَلَيْنَا وَنَحْنُ أَحَقُّ بِالْمُلْكِ مِنْهُ وَلَمْ يُؤْتَ سَعَةً مِّنَ الْمَالِ قَالَ إِنَّ اللّهَ اصْطَفَاهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُ بَسْطَةً فِي الْعِلْمِ وَالْجِسْمِ وَاللّهُ يُؤْتِي مُلْكَهُ مَن يَشَاءُ وَاللّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ

(2/247) Ve kale lehüm Nebîyyühüm innAllahe kad bease leküm Tâlûte meliken, kalu enna yekünu lehül mülkü aleyna ve nahnu ehakku Bil mülki minhu ve lem yü'te seaten minel mal* kale innAllahastefahu aleyküm ve zadehu bestaten fiyl ılmi vel cism* vAllahu yü'tiy mülkeHU men yeşa'* vAllahu Vasi'un Aliym;

* Peygamberleri onlara, “Allah, size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

Nebileri onlara dedi ki: "Muhakkak ki Allah, Tâlût'u sizin için Melîk olarak seçti." Tâlût uzun demek, boyu uzun olduğu için öyle diyorlarmış, biz buna tulû’ diyelim yani sizin üzerinize yeni doğuşlar seçti, yeni doğuşlara tabi olursanız sizi karanlığa çeken Esmâ-i İlâhiyye aydınlanır ve kurtulursunuz.

Dediler: "Nasıl olur da o bizim üzerimize mülk sahibi olur? Biz mülkümüze ondan daha çok hak sahibiyiz. Üstelik mal yönünden de fakirdir dediler, Nebi dedi ki “Muhakkak ki onu sizin üzerinize Allah seçti, ve hem ilimde hem cisimde onu ziyadeleştirdi, Hu’yu

seçti, çünkü o üstünde Hu’yu taşıyor, siz belki mal taşıyorsunuz hammallığını yapıyorsunuz ama, işte nefsi emmârenin bunlar oyunlarıdır, her yerde ben üstünüm diyor. Allah mülkünü dilediğine verir, muhakkak ki Allah geniştir ilmiylede herşeyi kaplamıştır.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)