Feyeżeruhâ kâ'an safsafâ(n)
"Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır."
"Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak."
Tâhâ Suresi'nin 106. ayeti, kıyamet gününde dağların yok oluşunu ve yeryüzünün dümdüz bir hale gelmesini tasvir etmektedir. Ayet, bu dönüşümün dilbilimsel ve semantik derinliğini 'kâ'an' ve 'safsafan' gibi anahtar kavramlar üzerinden ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 've-ze-ra' fiilinin 'terk etmek, bırakmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın dağları eski halleriyle bırakmayıp, onları dağıtarak yok etmesi ve yerlerini düzlemesi kastedilmektedir. Bu, kıyamet günündeki büyük değişimi ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 've-ze-ra' fiilinin 'terk' manasını vurgular ve bu terk edişin bazen bir şeyi tamamen ortadan kaldırma şeklinde tezahür edebileceğini ifade eder. Ayetteki 'feyezaruhâ' ifadesi, dağların varlığının sona erdirilerek yeryüzünün yeni bir düzene kavuşturulmasını anlatır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kâ'a' kelimesini 'düz, alçak ve boş yer' olarak açıklar. Tâhâ 106'daki kullanımı, dağların ortadan kalkmasıyla yeryüzünün tamamen düz bir hale geleceğini, üzerinde hiçbir yükselti veya çukur kalmayacağını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kâ'a' kelimesinin 'düz ve geniş arazi' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'kâ'an' ifadesi, kıyamet gününde dağların yok edilerek yeryüzünün engin ve dümdüz bir sahaya dönüşeceğini mecazi bir dille anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kâ'a' kelimesinin 'suyu tutmayan, düz ve geniş arazi' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'kâ'an safsafan' terkibi, yeryüzünün dağlardan arındırılmış, dümdüz ve üzerinde hiçbir bitki örtüsü bulunmayan bir hale geleceğini sembolize eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'safsaf' kelimesini 'düz, pürüzsüz ve üzerinde hiçbir şey bitmeyen yer' olarak tanımlar. Tâhâ 106'daki 'safsafan' ifadesi, yeryüzünün dağlar ve diğer tümseklerden arındırılmış, tamamen düz ve boş bir hale geleceğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'safsaf' kelimesinin 'düz ve geniş arazi' anlamına geldiğini ve genellikle üzerinde hiçbir bitki örtüsü bulunmayan yerler için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'kâ'an safsafan' terkibi, kıyamet gününde yeryüzünün tümseklerden arındırılmış, dümdüz ve çıplak bir hale geleceğini tasvir eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'safsaf' gibi kelimelerin, kıyamet tasvirlerinde yeryüzünün radikal dönüşümünü ifade eden güçlü semboller olduğunu belirtir. Bu kelime, eski dünyanın tüm izlerinin silindiği, yeni ve düz bir başlangıcın habercisi olarak yorumlanabilir.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/106) “Böylece onu (dağların yerini) boş bir düzlük olarak bırakacaktır.”
لَا تَرَىٰ فِيهَا عِوَجًا وَلَا أَمْتًا
(Lâ terâ fîhâ ivecen ve lâ emten.)