Vekeżâlike enzelnâhu kur-ânen ‘arabiyyen vesarrafnâ fîhi mine-lva'îdi le'allehum yettekûne ev yuhdiśu lehum żikrâ(n)
İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık.
İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'ân olarak indirdik. Onda tehditlerden nice türlüsünü tekrar tekrar açıkladık ki belki sakınırlar, yahut onlara bir ibret ve uyanış verir.
Tâhâ Suresi 113. ayet, Kur'an'ın Arapça indirilişini, tehditlerin çeşitli şekillerde açıklanmasını ve bunun takva ile ibret alma amacını vurgular. Ayet, vahyin dilsel formunu ve pedagojik işlevini dilbilimsel bir çerçevede ele alır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nüzûl' kelimesini bir şeyin yukarıdan aşağıya inmesi olarak açıklar. Ayetteki 'enzelnâhu' ifadesi, Kur'an'ın Allah katından, yani yüce bir makamdan, insanlara doğru bir inişini, bir vahyedişini belirtir. Bu, Kur'an'ın ilahi menşeini ve kutsallığını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'inzâl' ve 'tenzîl' arasındaki farka değinir. 'İnzâl'in bir defada indirme, 'tenzîl'in ise parça parça indirme anlamına geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'enzelnâhu' (indirdik) ifadesi, Kur'an'ın genel olarak Arapça bir kitap olarak indirilişini, yani dilsel formunun belirlenmesini ifade ederken, parça parça iniş sürecini de kapsar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'Kur'an' kelimesinin 'karae' fiilinden türediğini ve 'okumak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'Kur'ânen' ifadesi, bu kitabın okunmak üzere gönderildiğini, tilavet edilmesinin temel bir ibadet olduğunu ve içeriğinin anlaşılması için okunması gerektiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Kur'an' kelimesinin hem 'okumak' hem de 'toplamak, bir araya getirmek' anlamlarını içerdiğini ifade eder. Bu ayetteki kullanımıyla Kur'an, hem ayetleri ve sureleri bir araya getirilmiş bir kitap olması hem de müminler tarafından sürekli okunması gereken bir metin olması yönüyle anlam kazanır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Kur'an' kavramının sadece bir metin olmaktan öte, Allah'ın konuşan kelamı olduğunu ve bu kelamın insanlara hitap eden, onları yönlendiren bir güce sahip olduğunu belirtir. Ayetteki 'Kur'ânen Arabiyyen' ifadesi, bu ilahi kelamın Arapça formda indirilişinin, muhataplarına doğrudan ve etkili bir şekilde ulaşmasını sağladığını gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'Arabî' kelimesinin Arap diline ait olduğunu ve bu dilin açıklık ve anlaşılırlık vasfını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'Arabiyyen' ifadesi, Kur'an'ın Arapça indirilmesinin, muhatapları için bir kolaylık ve açıklık sağladığını, böylece mesajın net bir şekilde kavranmasını amaçladığını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'Arabî' kelimesinin hem 'Arap diline mensup' hem de 'açık, fasih' anlamlarına geldiğini vurgular. Bu ayetteki 'Arabiyyen' ifadesi, Kur'an'ın sadece Arapça yazılmış bir metin olmadığını, aynı zamanda Arap dilinin en fasih ve beliğ örneklerinden biri olduğunu, bu sayede mesajının gücünü ve etkisini artırdığını belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sarf' kelimesini bir şeyi bir halden başka bir hale çevirmek, döndürmek olarak açıklar. Ayetteki 'sarrafnâ' ifadesi, Allah'ın tehditleri tek bir şekilde değil, farklı üsluplarla, çeşitli örneklerle ve değişik açılardan tekrar tekrar sunduğunu, böylece insanların dikkatini çekmeyi ve mesajı daha etkili kılmayı amaçladığını gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'tasrîf' kelimesinin 'çeşitlendirmek, farklı yönlere çevirmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'sarrafnâ' ifadesi, Kur'an'daki tehditlerin sadece bir uyarıdan ibaret olmadığını, aksine farklı kıssalar, misaller ve vurgularla çeşitlendirilerek, muhatapların zihinlerinde daha kalıcı ve etkili bir iz bırakmasının hedeflendiğini açıklar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'va'îd' kelimesinin 'şer ile tehdit etmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-va'îd' ifadesi, Kur'an'ın sadece müjdeleyici ayetler içermediğini, aynı zamanda inkarcıları ve günahkarları ahirette bekleyen azap ve cezalarla uyardığını, bu uyarıların caydırıcı bir işlev gördüğünü vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'va'd' (iyi şeylerle müjdeleme) ve 'va'îd' (kötü şeylerle tehdit etme) arasındaki semantik ayrıma dikkat çeker. Ayetteki 'el-va'îd' kavramı, Kur'an'ın insanları sadece ödülle motive etmediğini, aynı zamanda olumsuz sonuçlarla da uyararak, onları doğru yola sevk etme amacını taşıdığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vikaye' kelimesinin bir şeyi zararlı şeylerden korumak anlamına geldiğini ve 'takva'nın da nefsi günahlardan korumak olduğunu belirtir. Ayetteki 'yettekûne' ifadesi, Kur'an'daki tehditlerin amacının, insanların Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmelerini, günahlardan sakınmalarını ve böylece kendilerini ahiret azabından korumalarını sağlamak olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'takva' kavramını Allah'a karşı duyulan derin saygı ve korkuyla birlikte, O'nun emirlerine titizlikle uyma ve yasaklarından kaçınma olarak tanımlar. Ayetteki 'yettekûne' ifadesi, Kur'an'ın tehditlerinin, insanlarda bu takva bilincini uyandırarak, onları ahlaki ve dini açıdan doğru bir yaşama yönlendirmeyi hedeflediğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'zikr' kelimesinin 'hatırlatma, öğüt' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'zikran' ifadesi, Kur'an'ın tehditlerinin, insanların geçmiş ümmetlerin akıbetlerini hatırlamalarına, kendi durumları hakkında düşünmelerine ve böylece ibret alarak doğru yolu bulmalarına vesile olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zikr' kelimesinin hem 'hatırlama' hem de 'şeref, itibar' anlamlarına geldiğini ifade eder. Bu ayetteki 'zikran' ifadesi, Kur'an'ın tehditlerinin, insanlarda sadece bir hatırlatma değil, aynı zamanda Allah'ın kudretini ve adaletini idrak etmelerini sağlayarak, onlara manevi bir uyanış ve şeref kazandırdığını belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'zikr'in Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu, 'öğüt, hatırlatma, şeref, Kur'an'ın kendisi' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki 'yuhdisu lehum zikran' ifadesi, Kur'an'ın tehditlerinin, muhataplarda yeni bir düşünce, bir uyanış veya kalıcı bir öğüt bırakarak, onların hayatlarında olumlu bir değişim yaratmayı amaçladığını gösterir.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/113) “Ve böylece Kur'ân'ı Arapça olarak indirdik ve O'nda, vâadedilenleri açıkladık. Böylece takva sâhibi olurlar veya onlar için bir zikir (ibret) olur.”