Velekad ‘ahidnâ ilâ âdeme min kablu fenesiye velem necid lehu ‘azmâ(n)
Andolsun, bundan önce biz Adem'e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme, diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.
Doğrusu bundan önce Âdem'e (bu ağaçtan yeme diye) emrettik, fakat unuttu ve biz onda bir azim (bir kararlılık) bulmadık.
Tâhâ Suresi 115. ayet, Hz. Adem'e verilen emri, onun unutmasını ve azim eksikliğini ele alarak insan doğasının temel bir yönüne işaret eder. Ayet, ahde vefa, unutkanlık ve kararlılık gibi kavramlar üzerinden ilahi irade ve insan sorumluluğu arasındaki ilişkiyi dilbilimsel bir derinlikle sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ahd' kelimesini bir şeyi korumak, gözetmek ve yerine getirmek üzere verilen emir veya yükümlülük olarak tanımlar. Ayetteki 'ahidnâ' ifadesi, Allah'ın Adem'e verdiği ve yerine getirmesini beklediği bir talimatı, yani cennetteki ağaçtan yememe yasağını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ahidnâ ileyhi' ifadesini 'emernâhu' (ona emrettik) veya 'evsaynâhu' (ona vasiyet ettik) şeklinde açıklar. Bu, Allah'ın Adem'e kesin bir talimat verdiğini ve bu talimatın bir ahit niteliği taşıdığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ahd' kavramının Kur'an'da Allah ile insan arasındaki karşılıklı bir anlaşma veya yükümlülük anlamı taşıdığını belirtir. Bu ayetteki 'ahidnâ', Allah'ın Adem'e yüklediği sorumluluğu ve bu sorumluluğun bir 'ahd' olarak algılanması gerektiğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'nesiye' kelimesini 'tereke' (terk etti) veya 'ehmel' (ihmal etti) anlamında kullanır. Bu, Adem'in emri bilerek terk etmesinden ziyade, gaflet veya unutkanlık sonucu ihmal ettiğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nisyan'ı bir şeyi hatırlayamama veya zihinden silinme hali olarak tanımlar. Ayetteki 'fenesiye' ifadesi, Adem'in Allah'ın emrini zihninden çıkarması veya ona karşı dikkatini kaybetmesi sonucunda yasağı çiğnediğini belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'nisyan'ın Kur'an'da sadece unutmak değil, aynı zamanda bir şeyi önemsememek, ihmal etmek ve hatta bilerek terk etmek anlamlarına da gelebileceğini ifade eder. Adem'in 'unutması', onun bu emre karşı yeterli özeni göstermediğini ima eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'azm' kelimesini bir işi yapmaya kesin karar vermek, irade göstermek ve kararlılıkla ona yönelmek olarak açıklar. Ayetteki 'lem necid lehu azmen' ifadesi, Adem'in yasak karşısında yeterli kararlılığı ve direnci gösteremediğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'azm'ı bir işi yapmaya veya yapmamaya kesin niyet etmek ve bu niyette sebat etmek olarak tanımlar. Adem'de 'azm' bulunmaması, onun yasağa karşı koyma konusunda zayıf bir iradeye sahip olduğunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'azm'ı bir işe kesin olarak karar vermek ve bu karardan dönmemek olarak ifade eder. Ayetteki bağlamda, Adem'in Allah'ın emrine sadık kalma konusunda yeterli 'azm'a sahip olmaması, onun hatasının temel nedenlerinden biri olarak sunulur.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Not= “Bu Âyet-i kerimeler ile ilgili bilgi (6 Peygamber 1 âdem a.s.) adlı kitabımızda vardır dileyen oraya bakabilir buraya aktarmadım.”